Actions

Work Header

Bonus : Güneş ve Okyanus

Summary:

Ayato, Aether ve Childe'ı özlüyor.

Work Text:

Inazuma'da bir bahar günü daha hafif yağış, nemli hava ve zaman zaman ortaya çıkan güneş ile geçiyordu.

Ayato o günlük yapması gereken her şeyi tamamlamış, bahçede oturuyordu. Thoma satranç oynayamayacak kadar meşguldü, Ayaka dışarı çıkmıştı ve Itto, Bayan Hina ile buluşmaya gitmişti. Günün geri kalanında Ayato tek başına olacakmış gibi görünüyordu.

Kendini bunun bir sorun olmadığına dair ikna etmeye çalışırken hizmetçilerin hazırlayıp, önünde oturduğu masanın üzerine bıraktıkları çayı alıp yudumladı. Ağır hareketlerle bardağı geri koymadan önce dudaklarında kalan çayı yalayıp temizledi.

Yaklaşık yarım saat oturmak canının sıkılması için yeterliydi. Bardağının dibinde kalan sıvıya bakıp kalp atışlarının hareketlerini gözlemlerken sakince göz kırptı. Zarif hareketleri belli bir sarışının (uzun zamandır görmeye fırsat bulamadığı biricik güneşi) adını çağırması ile son buldu.

"Ayato!" Aether Kamisato Malikanesi'nin kapısından içeri girip de onu otururken görür görmez bağırdı.

Ayato'nun kalbi, vücudunun geri kalanından daha hızlı tepki verdi. Sabırsızca çarpışlar bardağındaki sıvıya yansırken Ayato ayağa fırladı ve Aether'ın geldiği yöne döndü.

"Sora?"

Ona yeterince yaklaşınca Aether kendini Ayato'nun üstüne attı. Tabi ki Ayato onu düşmeden yakaladı ve sıkıca sarıldı. Aether yüzünü göğsüne gömerken o da sarı saçlara yaslandı. Mondstadt'e özel bir çiçeğe sit olduğunu öğrendiği kokusunu içine çekerken gözleri huzurla kapandı.

Ah, onu ne kadar özlemişti...

"Şimdi dönmeni beklemiyordum," diye mırıldandı yüzünü saçlardan kaldırmadan.

"İşimi erken bitirdim," derken kollarını sıkılaştırdı Aether. "Ve hemen buraya geldim."

İki ay önce Aether ve Childe birlikte Sumeru'ya gitmişlerdi. Aether yolculuğunun devamı için oradayken Childe kaçak olan eski fatui üyesinin peşindeydi. Ayato da onlarla gitmek istemişti ama Inazuma'daki işlerini öylece bırakamamıştı.

İlk zamanlarda birbirlerini sürekli çaydanlıkta buluşarak görmüşlerdi ama sonra bir sorun çıkmıştı ve çaydanlığa giremez olmuştu. Bu yüzden yaklaşık son bir aydır iletişim kopukluğu yaşıyorlardı. Tüm bu süre boyunca üçünün de kalbi özlemle ağrıyordu.

Sonunda birbirlerinin yüzlerine bakabilmek için başlarını kaldırdılar. Ayato Aether'ın hafiften yorgun olduğunu ama yine de mutlu olduğunu fark ettiğinde rahatlamayla iç geçirdi ve eğilip dudaklarını hafifçe öptü.

"Tartaglia nerede?" diye sordu Aether onu geri öpmeden önce.

Aether dudaklarını çekti ve Ayato'nun ağzının kenarındaki beni öpmeden önce gülümsedi. Onun bir cevap vermesine gerek kalmadan sırtına binen ağırlık ve arkasından ona sarılan bir çift kol ile Ayato'nun sorusu cevaplanmış oldu.

"Çok mu özledin beni Kamisato?" dedi Childe kulağına doğru.

Bundan etkilenmemiş gibi yaparken Ayato sesini çok yükseltmeden güldü. Childe çenesini omzuna yasladığında başını hafifçe çevirdi ve dudaklarını onunkilere bastırarak kızılı hazırlıksız yakaladı.

"Sen beni özlemedin mi?"

Tekrar başını çeviremeden Childe bir eli ile çenesini kavradı ve onu daha uzun sürecek bir öpücüğün içine çekti. Dilleri birbirine dolanırken Aether kendi sırasını bekleyerek Ayato'nun göğsüne yaslandı ve adamın sıcaklığının tadını çıkardı.

Onlar ayrıldığında, "Hadi evimize gidelim," dedi çaydanlığa girişi sağlayan mühürü sallayarak.


Çaydanlığa girdiklerinde Aether'ın Sumeru'da edindiği bir arkadaşından hediye olan kanepeye oturdular. Childe bir uca, Ayato diğer uca otururken Aether başı Childe'ın kucağına gelecek şekilde uzandı. Ayato onun ayaklarını kucağına çekip ayak bileklerini dalgınca ovarken etrafın ne kadar değişmiş olduğuna baktı.

Aether ve Childe Sumeru'da başlarına gelenleri anlatırken onlarla olamadığı için canı sıkkın olsa da belli etmemeye çalıştı. İki ayda ne kadar çok şeyle yüzleştiklerini ve ne kadar yorulduklarını biliyordu. İkisi de ona sapasağlam döndüğü için şükretti.

"Burada ne kadar kalacaksınız?" diye sordu kısa zamanda ayrılmalarından korkarak.

Sesindeki tereddütü duyan Childe, Aether'ın örgüsünü çözmeye uğraşan bir elini çekti ve Ayato'nun koluna koyup hafifçe sıktı.

Aether başını Childe'ın kucağından hafifçe kaldırıp Ayato'nun bakışlarını yakaladı. "Hemen gitmeyeceğiz," dedi gülümseyerek. 

Kesin bir gün sayısı alamamış olmasına rağmen Ayato kendini daha iyi hissederek başını salladı. Hâlâ kolunda duran elini tutmak için Aether'ın bileklerinden birini bıraktı.

"Oradayken yeni bir içecek tarifi aldık."

"Tadı nasıl peki?"

Aether tekrar konuşamadan Childe onun yerine, "Bilmiyoruz," dedi. "Yıldızım ilk seninle denemek istediği için daha önce hiç yapmadık."

"Sora'nın beni daha çok sevdiğini hep biliyorduk zaten, değil mi?"

Childe dalga geçer gibi gülüp elini çektiğinde Ayato başını yana eğip sırıttı. Aether ikisine birden göz devirdikten sonra kucaklarından kalktı. Mutfağa gitmek için ayrılacakken Childe onu kemerinden yakaladı.

"Nereye yıldızım?"

"İçeceği hazırlayacağım," dedi Aether ona dönerek. "Ayrıca Paimon aç olduğunu söylüyordu, bir şeyler pişirmeliyim."

"Yardım ister misin Sora'm?"

"Hayır, ben hallederim. Ben gelene kadar birbirinizi yemeyin lütfen."

Son sözünü her iki anlamda da kast ederek söyledikten sonra Childe'ın tutuşundan kurtulup merdivenleri inmek için döndü. O tamamen kaybolana kadar arkalarından baktıktan sonra Ayato ve Childe birbirlerine döndüler.

Kısık sesle, "Şimdi," diye başlayıp derin bir nefes aldı Ayato. "Bana Aether'ın asıl anlatmadıklarını anlat."

"Neredeyse öldürüleceği üç seferi mi yoksa bizi bırakıp gitmeye hazır olduğu kısmı mı?"

Childe ilgisizce konuşmaya çalışsa da tonunda gizlediği korku Ayato tarafından fark edildi. Morali bozulurken dudaklarını birbirine bastırarak bir çizgi oluşturmalarına neden oldu.

"Kız kardeşi ile mi karşılaştınız?"

"Evet."

"Onu suçlayamam, aile her şeyden önemlidir."

"Bende bunu biliyorum ve onu suçlandığımı söylemiyorum, sadece üzülmeden edemiyorum."

"Peşinde olduğun kişiyi yakalayabildin mi bari?"

"Aether'a saldırmasaydı yakalamak üzereydim ama yine kaçtı." Childe ellerini yüzüne bastırdı ve yorgunca iç çekti. 

Aether kollarının orasında orta boyutlardaki üç bardak ile dönene kadar Ayato Childe'a başka bir şey sormadı. Aether'ın hayatının nasıl tehlikeye girdiğini detaylarıyla öğrenmeye ve aklında ya şöyle olsaydı diye senaryolar üretmeye meraklı değildi. İkisi için de yeterince endişeleniyordu zaten.

Bardakları ikisine verdikten sonra aralarına oturan Aether kendi bardağından bir yudum almadan önce bacaklarını kendine çekti. Sumeru'ya özel meyvelerden yapılma içecek ferahlatıcı ve tatlıydı. Ayato'nun onayladığını belli eden mırıltısı iki yudum sonra duyuldu.

Bir süre sonra Aether dudaklarını bardağın kenarına yaslarken gözleri daldığında Childe parmağının tersi ile yanağını ve çenesini okşadı. "Çok mu yoruldun sevgilim?" dedi yumuşak bir sesle.

Aether bardağı ağzından uzaklaştırdı. "Uykum geldi," derken kollarını dizlerine yasladı ve bardağı parmakları arasında sağlam bir şekilde tuttuğundan emin oldu. "Ama biraz daha sizinle oturmak istiyorum."

"Bunun yerine birlikte yatağımıza gidebiliriz," dedi Ayato omuzlarını birbirine bastırarak.

"Siz yorgun görünmüyorsunuz."

"Ama yatakta sana sarılma fırsatını kaçıramayız, değil mi Kamisato?"

"Tartaglia haklı."

Aether'ı ikna etmeyi başarıp yatak odasına gittiler. Ayato ceketini çıkarırken Aether hem onun hem de Childe için sakladığı yedek gecelikleri dolaptan çıkardı. Birlikte üstlerini değiştirip yatağa uzandıklarında Aether yine ikisinin arasında sıkışmanın güzelliğini yaşayabildiği için uykulu bir şekilde gülümsedi.

Her zamanki gibi Childe onun göğsüne yatıp kendisine sarılmasını beklerken Ayato göğsünü Aether'ın sırtına bastırıp ikisini birden kucakladı. Son olarak Childe battaniyeyi hepsini örtecek şekilde üstlerine çekti.

"İyi geceler," dedi Aether esnemesini bastırarak. "Sizi seviyorum."

"Bizde seni seviyoruz Sora."

"İyi uykular yıldızım."

Aether ve Childe neredeyse aynı anda uyuyakaldılar. Ayato uykusu gelene kadar onları seyrederken Aether'ın çözülmüş saçlarındaki karşılıkları düzeltip başını okşadı.

Ne kadar zamanları kaldığını bilmese de seyahet ettiği her ülkede daha da uzaklaşacaklarını biliyordu. Bu Childe için de geçerliydi, bir yerde artık Aether'ı takip edemeyecekti. Bunun bilincinde olarak Ayato ilişkileri için şükredecek ve ona verilmiş olan her fırsatı değerlendirecekti.

Hem güneş, hem de yanındaki okyanus onun için çok değerliydi.

Series this work belongs to: