Actions

Work Header

Bence Başka Biriyle Çıkmalısın (ipucu: o aslında benim)

Summary:

Kara Kedi, Marinette Dupain-Cheng’in ondan hoşlandığını biliyor. Bunun farkında. Ama tüm o kurt-baba fiyaskosundan ve Hawkmoth ile olanlardan sonra süper kahraman kişiliğindeyken onunla veya başkasıyla çıkmak gerçekçi gelmiyor.
Ve Marinette, Adrien’dan hoşlanmıyor. Evet, odası onun fotoğraflarıyla kaplı olabilir ama o bir moda tasarımcısı. Onlar ilham için. Ve hep çok iyi arkadaş oldukları konusunda ısrar ediyor.
Ama Kara Kedi umuyor ki biraz itelemeyle diğer yarısından da hoşlanmaya başlayabilir.

Notes:

-Yazardan Not-

 

Selam evet bu marichat mayısı 26. gün: ters hoşlantı için ve aynı zamanda tumblr’da bu hikâye fikrini veren bir anonim için yazıldı. Çok teşekkürler! Eğlenceli bir fikir.

(See the end of the work for more notes.)

Work Text:

“Hiç sevgili olmayı düşündün mü?” Marinette başını kaldırıp yıldızlara baktı, “yani gerçekten?”

“Ne demek istiyorsun?”

“Yani, mesela, biz neyiz?”

“Çok iyi arkadaşlar?” diye önerdi Kara Kedi. “Bir keresinde öpüştüğümüzü biliyorum ama ikimiz de biliyoruz ki bu olmaz-”

“Doğru.” Marinette güldü. “Çok iyi arkadaşlar. Biz buyuz. Ama hiç daha fazlası olmayı düşündün mü?”

“Düşündüm.”

Marinette iç geçirdi. “Bazen keşke ayaklarımı yerden kesip romantiklikler yapabilsen diyorum...”

“Bu güvenli değil.” Kara Kedi somurttu. “Seninle çıkarsam Hawkmoth’un hedefi olursun. Seni tehlikeye sokmak istemiyorum.”

“Peki ya ben tehlikeyi umursamıyorsam?”

“Uğur Böceği umursardı.” Kedi kollarını kavuşturuyor.

“Eminim bir istisnaya izin verir.”

Kara Kedi ona baktı. “Uğur Böceği istisnalara izin vermez.”

“Verebilir? Kibarca sorarsan?”

“Marinette, biliyorsun, senden hoşlanıyorum. Ama sevgili olamayız. Belki Hawkmoth yenildikten sonra çıkmayı düşünebiliriz ama şu an düşünemeyiz. Seni öyle bir tehlikeye atamayacak kadar çok önemsiyorum.”

“Evet.” Marinette başıyla onayladı. “Böyle bir şey diyeceğini biliyordum.”

“Üzgünüm.”

“Olma.” Marinette, tekrar Kedi’ye baktı. “Sadece sana karşı dürüst olmak istedim. Nasıl hissettiğim hakkında.”

“Eh,” Kara Kedi omuz silkti, “hiç başkasıyla çıkmayı düşündün mü? Mesela, ne bileyim... Adrien Agreste’le?”

Marinette sıcak kakao dolu kupasını düşürdü. “Özür dilerim, bunu beklemiyordum.”

“Hayır, ben özür dilerim, ben-”

“Adrien mı?”

“Adrien’la birbirimize çok benzediğimizi söyleyenler oldu.”

Marinette güldü. “Sen ve Adrien mı? Ben bu benzerliği gördüğümden emin değilim.”

“İkimiz de acayip yakışıklıyız.” Kedi dramatik bir şekilde elini saçından geçirdi. “Bana manken olabileceğimi söyleyen olmuştu ve o da bir manken.”

“Evet ve ikiniz de çok alçak gönüllüsünüz.” Marinette gözlerini devirdi.

“İkimiz de video oyunlarını ve hamur işlerini ve seninle takılmayı seviyoruz.” Duraksadı. “Bence ne kadar benzer olduğumuzu görsen şaşırırdın. Adrien’ı tanısan bence ona âşık olurdun.”

“Adrien Agreste’le çıkmam gerektiğini mi düşünüyorsun?”

“E evet, ikiniz de havalısınız. İkiniz de video oyunlarını seviyorsunuz. Ve sıcak kakaoyu. Adrien ve sen, Uğur Böceği’nden sonraki en yakın iki arkadaşımsınız, bence birlikte iyi anlaşırsınız. Tatlı bir çift olurdunuz.”

(Uzaklarda Nino omurgasında bir ürperme hissetti. Kara Kedi’yi bulup onu bir kavgaya davet etmek gibi tuhaf bir istek duydu. Her nasıl olduysa Adrien’ın en yakın arkadaşı konumuna meydan okunduğunu biliyordu.)

Marinette başını yana eğdi. “Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?”

“Evet. Kesinlikle.” Kara Kedi tereddüt etti. “Sen.. düşünmüyor musun?”

“Yani,” Marinette duraksadı, “daha önce düşünmüştüm. Birazcık. Ama Adrien benim arkadaşım. Ve evet, güzel bir çocuk ama benden o anlamda hoşlandığını hiç sanmıyorum.”

“Emin misin?” Kara Kedi başını yana eğdi. “Adrien senin hakkında çok iyi şeyler söylüyor.”

“Adrien’la benim hakkımda mı konuştun?” diye çığlık attı Marinette.

“Yani onunla konuşuyordum. Konu sana ve Uğur Böceği’ne geldi.” Kara Kedi gülümsedi. “Gerçekten seni çok seviyor. Senin kibar ve tatlı olduğunu ve hata yaptığında düzeltmek için elinden geleni yaptığını söyledi.”

“Bunu söylemesi çok hoş.” Marinette yüzünü buruşturdu, “Bence iyi bir arkadaş ama benim yanımda hep rahatsız görünüyor. Sevgili olabilir miyiz bilmiyorum.”

“Ne demek istiyorsun?”

“Yani, benimle neredeyse hiç konuşmuyor ve hep ensesini kaşıyor, sanki ben onu geriyormuşum gibi.” Kara Kedi’ye döndü. “Sen de onun arkadaşısın. Ben onu geriyor muyum? Bunun hakkında bir şey dedi mi? İyi bir arkadaş olmaya çalışıyorum ama benimle hiç yalnız vakit geçirmek istemiyor. Onu rahatsız eden bir şey mi yaptım?”

“Güven bana, sorun sende değil. O bunu kendi kendine yaptı.”

“Aa?” Marinette başını yana eğdi.

“Geriliyor.” Kara Kedi başını iki yana salladı. “Bunu söylemek bana düşmez.”

“Gizemli.”

Kedi gülümsedi. “Sadece diyorum ki bence Adrien ve sen gerçekten tatlı bir çift olurdunuz.”

Marinette güldü. “Beni nazikçe reddetmeye mi, hayatıma devam etmemi mi sağlamaya çalışıyorsun yoksa içine Alya mı girdi emin değilim.”

“Ne demek istiyorsun?”

“O hep Adrien’la çıkmam gerektiğini söylüyor. Ve senin-” Marinette alayla güldü. “-Ama bu mümkün değil.”

“Ne mümkün değil?”

“Eh, eğer içine Alya girmiş olsaydı birazdan bana Uğur Böceği’nden hoşlandığını söylerdin.”

Kara Kedi’nin yanakları kızardı. “Eh, bunun konumuzla alakası olduğunu düşünmüyorum-”

“Hoşlanıyorsun, değil mi?” Marinette gülümsedi. “Bu harika!”

“Harika mı?”

“Yani-” yüzü dramatik bir şekilde düştü ama gözleri parlıyordu, “benimle çıkamazsın ama Uğur Böceği’yle mutlu olabilirsin, değil mi?”

“Sen mutlu değilken mutlu olabileceğimi sanmıyorum.”

“Ben senin adına mutlu olurum.” Marinette gülümsedi. “Kesinlikle Uğur Böceği’ne çıkma teklif etmelisin. Bunu tamamen desteklerim.”

“Beni daha geçen hafta öptün.” Kedi somurttu.

“Evet ama Uğur Böceği ve sen süper tatlı bir çift olurdunuz.”

“Ben de Adrien hakkında tam bunu dedim.”

Marinette kollarını kavuşturdu. “Evet ama bu farklı.”

“Peki, Uğur Böceği’ne çıkma teklif edeceğim-”

Marinette sevinç çığlığı attı.

“-ama sen Adrien’a çıkma teklif edersen.”

“Ne?” Marinette gözlerini kırpıştırdı. “Bence sen Uğur Böceği’ne çıkma teklif etmelisin.”

“Bence de sen Adrien’a çıkma teklif etmelisin.” Kara Kedi kollarını kavuşturdu. “Bir sorun mu var?”

“Tam olarak değil? Hayır.” Marinette başını iki yana salladı.” Tabii ki yok. Sadece bence sen Uğur Böceği’ne çıkma teklif edersen ben Adrien’a çıkma teklif etmemeliyim.”

Kedi tek kaşını kaldırdı. “Ben buradaki sorunu anlamadım.”

“Yani Adrien çok tatlı. Ve onunla vakit geçirip onu daha iyi tanımayı çok isterim.”

“Harika!” Kara Kedi el çırptı. “Çözdük o zaman. Sen Adrien’a çıkma teklif edeceksin ve ben de Uğur Böceği’ne.”

“Evet..” Marinette somurttu. “Sen Adrien’a çıkma teklif etmek istemediğinden emin misin?”

“Affedersin?”

“Daha demin bana onun ne kadar yakışıklı olduğunu anlatıyordun. Resmen onun için ayılıp bayıldın.”

“Ben Adrien için ayılıp bayılmadım.” Kara Kedi’nin kızarmış yüzü aynı şeyi ifade etmiyordu.

“Kesin.” Marinette göz kırptı. “Adrien için ayılıp bayılmamışsın gibi davranabiliriz.”

Kara Kedi güldü. “Benim Adrien Agreste’le çıkmama kesinlikle olanak yok?”

“Niyeymiş?” Marinette ellerini beline koydu. “Onunla çıksan şanslı olurdun. Akıllı, kibar ve yakışıklı. Daha iyisini nereden bulacaksın?”

“Evet ama ben erkeklerden hoşlanmıyorum.” Kedi, gözlerini kırpıştırdı. “Yani, hoşlanıyor olabilirim? Bu başka bir tartışma konusu. Çünkü mesela Kaplumbağa çekici ama Adrien’dan hoşlanıyor değilim.”

(Bilinmeyen bir sebepten Nino’nun zihninde Kaplumbağa ve Kara Kedi’nin öpüşmesi canlandı. Başını iki yana salladı. Alya’yla çıkıyordu. Ama Kedi çekiciydi.)

“İnanmam.” Marinette iç geçirdi. “Herkes Adrien’dan hoşlanıyor.”

“Sen de mi?”

“Kör değilim ya. Tabii ki Adrien’dan hoşlanıyorum.”

“Harika!” Kedi sırıttı. “Kesinlikle ona çıkma teklif etmelisin. Cuma günü boş.”

“Ne zaman boş olduğunu nereden biliyorsun?”

“Kendimce kaynaklarım var.”

Marinette somurttu. “Adrien senden bana ona çıkma teklif etmemi söylemeni mi istedi?”

“Gibi? Galiba.”

“Hah. Bu, kulağa epey karışık geliyor. Direkt gelip bana sorsa muhtemelen evet derdim.”

“Der miydin?”

“Tabii ki. Adrien’la çıksam şanslı olurdum.”

“Yani ona pazartesi günü çıkma teklif edecek misin?”

“Evet,” Marinette sırıttı, “ama sen de Uğur Böceği’ne çıkma teklif etmek zorundasın.”

....

Dersin başlamasına birkaç dakika vardı ve Adrien ve Marinette soyunma odasında yalnızlardı. Zamanlama daha iyi olamazdı.

Eğer kendini rezil ederse etrafta buna şahit olacak kimse yoktu.

Derin bir nefes aldı ve terlediğini fark etti. Elleri titriyordu.

Marinette gerçekten Adrien’a çıkma teklif etmeyi düşünene kadar gerilmemişti. Kedi’yle şakalaşmak kolaydı ama şu an her şey çok gerçekti.

“Adrien? Benimle çıkar mısın?” Marinette gözlerini kapadı ki Adrien’ın yüzündeki reddi görmek zorunda kalmasın.

Adrien bir an sessiz kaldı. Acı verici derecede uzun bir an.

Marinette, Adrien’ın onu nazikçe reddedeceğini biliyordu ama yine de herhangi bir redde hazır olduğundan emin değildi. Kara Kedi’yi unutmaya çalışıyordu ama Adrien’dan da gerçekten hoşlanıyordu. Onunla çıkmak istemezse bu canını yakardı, eğer tüm bunlar bir şakaysa, Kara Kedi’nin yaptığı bir eşek şakası-

“Evet!” dedi Adrien birden. Elini tutmak için ona yaklaştı. “Marinette seninle çıkmayı çok isterim.”

“Gerçekten mi?” Gözlerini açtı. “Rüya mı görüyorum?”

Adrien onunla göz teması kurdu. “Burada rüya gören biri varsa o benim.”

Marinette ağzını açıp kapadı.

“Ne oldu? Dilini kedi mi yuttu?” Adrien göz kırptı.

Espri çok tanıdıktı, ona şeyi hatırlattı-

Marinette nefes alamadı. “Ne?”

“Çöpçatanım seninle konuşmuş sanırım?”

Miyavlki.” diye yanıt verdi.

“Aa, bu iyiydi.” Adrien ufak bir not defteri çıkardı. “Bunu not alacağım.”

“Niye not alıyorsun?”

“Ben duyduğum her iyi espriyi not alırım.”

“O zaman,” Başını yana eğdi. “Cuma günü boş olduğunu duydum?”

Adrien sırıttı. “Nereden bildin?”

“Ah, bilirsin. Kendimce kaynaklarım var.”

“Gizemli.”

“Evet, öyle biriydi.”

....

O günün devamında Uğur Böceği ve Kara Kedi devriyeye çıktılar. Uğur Böceği’nin aklı havadaydı çünkü Adrien’la olan randevusunu düşünmeden edemiyordu.

“Uğur Böceği, benimle çıkar mısın?”

Uğur Böceği ciyakladı. “Evet! Çıkarım.”

“Harika, cuma günü boşum-”

“Ama benim sevgilim var.” Burnunu buruşturdu, “o yüzden seninle ne kadar çıkmak istesem de, yani, cidden, sana âşığım ama reddetmek zorundayım. Açıkçası bu noktaya kadar gelebileceğimi düşünmemiştim.”

“Ay çok şükür.”

“Affedersin?”

Kedi nefes verdi. “Benim de sevgilim var.”

“Bana niye çıkma teklif ettin o zaman?”

“Birine söz vermiştim. Mutlu olmamı istiyordu.” Başını iki yana salladı. “Önemli değil. Ona senin başkasıyla çıktığını söylerim.”

Uğur Böceği tek kaşını kaldırdı. “Ona senin başkasıyla çıktığını söylemen gerekmez mi?”

“Eh, söylerdim,” Kedi omuz silkti, “ama çıktığım kişi o.”

“Seninle çıkıyor ama bana çıkma teklif etmeni mi istedi?”

“Evet.”

“Neden bunu-” Uğur Böceği eliyle yüzünü kapadı. “Onunla sivil hâlinle çıkıyorsun, değil mi?”

“Evet?”

“Ve Kara Kedi olarak onunla arkadaşsın?”

“Evet.”

Uğur Böceği başıyla onayladı. “Onu, senin sivil hâline çıkma teklif etmesi için cesaretlendirmiş olma ihtimalin var mı?”

“Evet, nereden bildin?” Kedi, kaşlarını kaldırdı, “zihin falan mı okuyabiliyorsun.”

“Hayır, Adrien,” Uğur Böceği elini uzattı, “Ben Marinette’im.”

Kara Kedi onun elini sıktı. “Kız arkadaşımın adı da o. Tanıştığıma memnun oldum. Ben Adrien.”

Uğur Böceği ona baktı.

Kara Kedi gözlerini kırptı.

Uğur Böceği iç geçirdi.

Bir süre sonra Kara Kedi’nin nefesi kesildi. “Marinette? Sen Uğur Böceği misin??”

Uğur Böceği ona sarıldı. “Sen olduğun için çok mutluyum.”

“Başka kimse olmasını istemezdim.”

“Seni seviyorum.”

Bir süre sonra Kara Kedi geri çekildi. “Emin olmak için soruyorum, benimle çıkacak mısın?”

“Evet sana daha bu sabah çıkma teklif ettim ya.”

Uğur Böceği’nin olduğu tarafa doğru parmaklarını silah yapıp doğrulttu. “Süper süper, sadece kontrol etmek istedim.”

“Sadece süper kahraman ve sivil hayatlarımızı ayırmaya dikkat etmemiz gerek.” Somurttu. “Hawkmoth kim olduğumuzu öğrenemez.”

“Gayet mantıklı.”

“Başka birisiymiş gibi davranıp sana çıkma teklif etmemi istediğine inanamıyorum.”

“Yani, sen de aynı şeyi yapmadın mı?”

“Hah, yaptım galiba.” Uğur Böceği başını yana eğdi. “Ama sırf Adrien’ın bana hayır diyeceğini düşündüğümden.”

“Ben de Uğur Böceği bana hayır der diye düşünmüştüm.”

“Vay canına, gerçekten birbirimiz için yaratılmışız.”

“Evet.” Kara Kedi gülümsedi. “Öyleyiz.”

Notes:

Mantıklı gelmediği için kestiğim, bonus saçma komik bir sahne:

Nereden geldiği belli olmayarak Nino daha yüksek bir binadan Kara Kedi’nin üzerine atladı. “Ben Adrien’ın en yakın arkadaşıyım.”

Kara Kedi onu üzerinden atıp ayağa kalktı. “Ne?”

Nino etrafa bakındı. “Güçte bir rahatsızlık hissettim.”

“Kanka, iyi misin?” Kedi somurttu. “Okulu kaçırdın.”

“Kusura bakma, Nino,” Uğur Böceği tatlı bir şekilde gülümsedi, “ama Adrien’ın en yakın arkadaşının ben olduğuma gayet eminim.”

“Sen ne cüretle-” Nino saldırdı ve Kara Kedi onu fiziksel olarak geride tutmak zorunda kaldı.

“Ve,” diye ekledi Uğur Böceği, “üzerine atlamış olmanın seni onun en yakın arkadaşlar listesinde üçüncü sıraya, Kagami’nin altına düşürdüğünden eminim.”

“Eh, Kagami ve benim tüm arkadaşlığımız dövüşmekten oluşuyor ama o karşılıklı. Evet. Nino şu anda üçüncü sıradasın.”

Nino gözlerini kırpıştırdı.

Sonra Kara Kedi’ye baktı.

Uğur Böceği’ne baktı.

Tekrar Kara Kedi’ye baktı.

Tekrar Uğur Böceği’ne baktı, parmağıyla Kara Kedi’yi gösterdi ve fısıldadı, “Adrien mı?”

“Evet.”

Nino gülümsedi. “Çok pardon kardeşim.”

“O binaya nasıl çıktın ki?”

“Aa, günlerdir plan yapıyordum. 24 saatten fazladır oradayım. Siz sık sık burada buluşuyorsunuz, o yüzden zamanlamayı doğru yapmam lazımdı.”

“Evet, zamanlama epey iyiydi.” Uğur Böceği, Kedi’ye gülümsedi. “Biraz daha erken olsaydı senin kim olduğunu çözemeyebilirdim.”

“Daha erken atlayacaktım ama yanlışlıkla uyuyakalmışım. Çatılar tuhaf bir şekilde rahatlar.”

Kara Kedi, Nino’yu bir bebek gibi kucağına aldı. “Seni eve götüreyim de gerçekten uyuyabil.” Uğur Böceği’ne gülümsedi. “Sonra senin evine gelebilir miyim?”

“Tabii ki.” Uğur Böceği gülümsedi. “Pencerelerimi kilitlemem.”

......
Beni tumblr’da takip edin, orada kullanıcı adım madbug!
Sorular açık.
(Ama geri dönmem biraz uzun sürebilir, tamamlanmamış bir sürü projem var)

Ne düşündüğünüzü bana söyleyin!