Work Text:
Marinette her gün direkt olarak Gabriel Agreste’in ofisine çağırılıyor değildi.
Hatta bu daha önce hiç olmuş muydu emin değildi.
Genelde insanlar ofisine çağırıldıklarında kovuluyorlardı.
Ama Marinette onun en iyi tasarımcısıydı. O ve Adrien rüyaların manken/tasarımcısıydılar. Ve Adrien ofisin hemen dışında onu bekliyordu.
“Bu toplantının neyle alakalı olduğuna dair bir fikrin var mı?”
“Hayır?” Adrien somurttu, “Sen biliyorsun sanmıştım.”
“Hiçbir fikrim yok.”
“Belki bize bir aile yadigârı falan vermek istiyordur.”
“Ne aile yadigârınız var?”
“Annemin gelinliği?”
Marinette başını eğip kendine baktı. “Annenin gelinliğine girebileceğimi sanmıyorum. Ayrıca çoktan kendiminkini tasarladım.”
“Daha düğün tarihi bile seçmedik.”
“Eh hayır ama seninle olacağını biliyorum.”
Gabriel boğazını temizledi. “İkiniz flört etmeyi kesip buraya gelir misiniz. Kapıyı da kapatın.”
Marinette ve Adrien oturup göz teması kurdular.
“Başımız belada mı?”
“Hayır,” diyip güldü Gabriel, “öyle bir şey değil. Madem siz ikiniz evleniyorsunuz ben de sizi aile mesleğinizle tanıştırma vaktinin geldiğine karar verdim.”
“Baba,” diyip iç geçirdi Adrien, “Zaten senin için çalışıyoruz. Rüyaların manken/tasarımcı ekibi, hatırladın mı?”
“O meslek değil.”
“Başka bir mesleğin mi var?”
“Paris’te sihirle terör estirmek.”
Tuhaf bir sessizlik oluştu.
Adrien, yüzüğüyle oynadı. “Affedersin, duyamadım.”
“Aile mesleğimiz, Paris’te sihirle terör estirmek.” diye tekrarladı Gabriel yavaşça.
Marinette donakaldı. “Ne?”
“Gerçekten yine mi tekrar etmem gerekiyor, aile mesleğimiz-”
“Seni duydum, sadece inanamıyorum.”
“Eh, sana söylemeyecektim. Ama madem oğlumla evleniyorsun bilmen gerek. Aile mirasını sürdürmesini bekliyorum.”
“Aile mirası mı?”
“Her şey annenle başladı. O hep güç isterdi. Mucize, güç kazanmanın bir yoluydu. Ama onun mucizesi hasar gördü ve annen lanetlendi. Onun izinden gitmeli, etrafı kasıp kavurmalıyız; ta ki Uğur Böceği ve Kara Kedi mucizelerini kullanıp onu geri getirmeyi dileyebilene kadar.”
“Biraz kafam karıştı.” Adrien kafasını kaşıdı. “Bu mirası nasıl sürdürmem gerekiyor?”
“Bununla.” Gabriel broşunu çıkardı ve Adrien’a verdi. “Dene.”
Adrien, Marinette’e baktı.
Marinette omuz silkti. “Dene?”
“Sihirli.” diye açıkladı Gabriel. “Kelebek mucizesi. Onunla insanların duygularını hissedebiliyorsun ve-”
“Merhaba, ben Nooroo.”
Gabriel iç geçirdi. “Ona ses çıkarmamasını emredebilirsin.”
“Merhaba Nooroo,” Adrien, Nooroo’nun başını okşadı. “Ben Adrien.”
“Ve Marinette, sana da bir hediyem var.”
“Bana mı?”
“Tabii ki.” Gabriel, çekmecesinden tavus kuşu mucizesini çıkardı. “Aile mesleği sonuçta. Emilie de böyle olsun isterdi.”
“Teşekkür ederim.” Marinette, mucizeyi gömleğine taktı.
“Şimdi ine gidelim ve size insanları nasıl akumalayacağınızı anlatayım.”
“Sen önden git.” Adrien oturdu. “Sanırım benim bunu sindirebilmem için bir dakikaya ihtiyacım var.”
“Ben Adrien’la bekleyeyim.”
“Peki, siz bilirsiniz.” Gabriel ıslık çala çala gizli bir asansöre gitti.
Görüş açısından çıktığı an Adrien kahkaha atmaya başladı.
Marinette somurttu. “Ne?”
“Bu sohbetin böyle olacağını hiç tahmin etmemiştim.”
“Ben kesin birimiz kovulacağız sanmıştım.”
“Az önce Hawkmoth’u mu yendik?”
Marinette gözlerini kırpıştırdı. “Evet. Sanırım yendik.”
“Mucizeyi bana ver de Uğur Böceği’ne vereyim.”
“Uğur Böceğine veresin.” Marinette somurttu. “Devriye gezerken hep bizim evin önünden geçiyor. Onu gördüğümde mucizeleri ben verebilirim.”
“Yalan söylüyorsun.”
“Söylemiyorum. Uğur Böceği bizim evin yanından çok geçiyor.”
Adrien bir kez el çırptı. “Uğur Böceği evimizin yanında devriye gezmiyor, Kara Kedi geziyor.”
“Sen bunu nereden biliyorsun?”
“Kendimce yöntemlerim var. Yalan söylüyorsun... çünkü gizli gizli Kara Kedi’den hoşlanıyorsun.”
“Hoşlanmıyorum. Seninle evleniyorum.”
“Kesin.”
“Neden Kedi’den hoşlanayım? O benim kardeşim gibi.”
“Peki. Birbirimize vermeyelim ve ikimiz de evimizin yanından geçerken Uğur Böceği’ne verelim.”
Marinette iç geçirdi. “Tamam. Düğün yaklaşana kadar bunu yapmak için bekleyecektim ama... benekler.”
“Oha.”
“Evet. Sana söylemek istemiştim ama-”
“Pençeler!”
“Oha. Şu an çok fazla şey oldu.”
Gabriel geri gelmek için tam o anı seçti. “Şapşal ben, telefonumu unutmuşum ve- Adrien?”
“Evet?” diye cevap verdi Kara Kedi. “Yani, Adrien kim?”
Gabriel iç geçirdi. “Sanırım bu siz ikinizin aile mesleğini devam ettirmeyeceğiniz anlamına geliyor?”
“Tabii ki ettireceğiz. Moda benim hayatım. Bu benim hayallerimdeki meslek. Tüm fırsatlar için minnettarım-”
“Uğur Böceği,” Kara Kedi partnerine dirsek attı, “şeytanilikten bahsediyor.”
“Haa evet, hayır.”
“Evet mi?” Gabriel gülümsedi.
“Hayır.”
“Hayır.”
“En büyük iki düşmanımdan mirasımı devam ettirmelerini istediğime inanamıyorum.”
“Ben hâlâ şoktayım.” Adrien kafasını iki yana salladı.
“Kelebeği geri verebilirsin.”
Kedi, broşu çıkarmaya başladı.
Uğur Böceği eline vurdu. “Ne düşünüyorsun?”
“Düşünmüyordum.”
“Eh, denemeye değerdi.”
“Gerçekten değmezdi.”
“Ciddi ciddi mucizemi Uğur Böceği’ne teslim ettim.”
“Evet, evet öyle yaptın.”
“Emilie burada olsa seninle gurur duymazdı.”
“Eh, benimle gurur duymasını ister miydim emin değilim.” Kara Kedi kollarını kavuşturdu. “Ben benimle gurur duyuyorum.”
Uğur Böceği ona sarıldı. “Ben de seninle gurur duyuyorum.”
“Ha siktir ben Uğur Böceği’yle nişanlıyım.”
“Ben Kara Kedi’yle nişanlıyım.”
“Bilmiyor muydunuz?? Acemice hamle. Ben kimliğimi Emilie aradan çekilir çekilmez Nathalie’ye açık ettim. Güven böyle inşa edilir, dürüstlükle, sır tutarak değil.”
“Senin-” Kara Kedi parmağıyla onu gösterdi, “dürüstlük ya da sırlar hakkında konuşmaya hakkın yok.”
“Haklısın.”
“Kara Kedi’yle nişanlıyım.”
“Bunu demin konuşmuştuk sanki bebeğim.”
“Kara Kedi’yle. Nişanlı.”
