Actions

Work Header

Rating:
Archive Warning:
Category:
Fandom:
Relationship:
Characters:
Additional Tags:
Language:
Türkçe
Stats:
Published:
2024-08-01
Words:
589
Chapters:
1/1
Comments:
2
Kudos:
3
Hits:
25

Heyecan Her Yaşta Güzel Bir Şeydir

Summary:

Michelle fırında çalışan genç bir kızdır. Bir gün fırına donutsever bir müşteri gelir.

Notes:

Watty'den getirdiğim başka bir fic. Sanırım AO3'te Slowjamastan hakkında bir şeyler paylaşan ilk kişi benim.

Work Text:

Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin adı lazım olmayan bir eyaletinde bulunan, adı lazım olmayan bir fırın. Buranın ekmekleri ortalama düzeydedir ama donutları enfestir. Normal bir fırın gibi görünüyor, değil mi? Ama içerisi bir süredir durgun. Hayır, müşteriler gelip gitmeye devam ediyor ama çalışanlar biraz donuk gibi.

Neden?

Burada bir trajedi yaşandı da ondan.

Geçen senenin yaz tatilinin başında burada Michelle adında bir kız çalışmaya başladı. Michelle normalde bir lise öğrencisiydi. Yetişkinliğe hazırlanmak için girmişti işe. Sabah ondan öğlen üçe kadar fırının temizlik işleriyle uğraşıyordu.

Fırına fazla müşterinin gelmediği bir günde Michelle kapının dışarısına bir sandalye çekmiş oturuyordu. Yolda motosikletli bir oğlan gördü. Oğlan kafasına kask takmamıştı. Kollarını kavuşturarak oğlanı izlemeye başladı Michelle. Oğlan yavaşladı, durdu, motosikletten indi ve fırının önüne geldi.

–Tünaydın! Fırın açıktır umarım!

Michelle oturduğu sandalyeden kalktı.

–Tünaydın! Açık tabii.

Kapıyı açtı ve içeri girdi. Oğlan da arkasından geldi ve donutları gösterdi:

–Bana şunlardan beş tane koysana!

Michelle bir kese kağıdı çıkardı ve beş tane donut koydu. Oğlan parasını ödedi, kese kağıdını aldı, içinden bir donut aldı, kocaman ısırdı ve:

–Mmmh, dedi, bundan böyle buraya her gün geleceğim!

Ertesi gün tekrar geldi. Ondan sonraki gün de… Michelle oğlanın oval güneş gözlüğünü ve dağınık beyaz saçlarını fark etti; oğlan da Michelle’in koyu kahverengi yüzünü, kafasının iki yanındaki saçlarını ve neşeli sesini. Ondan da sonraki gün artık birbirlerinin adlarını ve daha fazlasını biliyorlardı. Andrew -yani oğlan- burada yaşamıyordu, buraya yaz tatilini geçirmek için gelmişti. Motosikletini de evine götüremiyordu.

–Hele bir reşit olayım var ya, motosikletle tüm ABD’yi turlarım!

Oysa Michelle çok hoşnut görünmüyordu.

–Nasıl yani? Aylarca sürmeyince sürmeyi unutmuyor musun? Kask da takmıyorsun, çok tehlikeli bu!

–Yoo.

Andrew donutundan koca bir ısırık aldı.

Bir hafta sonra Michelle fırına yürürken yolda motosiklet süren Andrew ile karşılaştı. Andrew sonunda kafasına kask takmayı akıl edebilmişti. Michelle'i görünce durdu ve ona bir kask verdi. Michelle elinde kaskla bakakalınca Andrew:

–Hey! Arkama binsene, dedi sabırsız bir ses tonuyla.

Michelle önce bir tereddüt etti, sonra kaskı taktı ve motosikletin arkasına bindi. Andrew arkasını döndü,

–Sıkı tutun!

Michelle Andrew’a tutunması gerektiğini anladı, yavaşça kollarını Andrew'ın beline doladı, kafasını Andrew'ın sırtına yasladı. Andrew gaza bastı. Biraz mahalleyi dolaştılar. Michelle'in kalbi hâlâ çok hızlı atıyordu.

Fırın görününce Andrew yavaşladı ve durdu. Michelle motosikletten indi, kaskını çıkarırken derin bir oh çekti. Fırına girdiğinde Andrew çoktan girmişti ve her zamanki gibi donut alıyordu. Paketi alınca paketteki donutlardan birini alıp Michelle'e uzattı ve,

–Sanırım artık çıkmalıyız, dedi.

–Çıkmak? Nasıl yani?

Fırındaki diğer çalışanların öfkeli suratlarının önünde Andrew Michelle'i yanağından öptü ve Michelle'in elindeki kaskı alıp fırından çıktı, gitti. Michelle donakaldı.

–Saatin kaç olduğunun farkında mısın Michelle? Yoksa sevgilinle vakit geçirirken fırına vaktinde gelmeyi unuttun mu?

Diğerlerinin azarlamalarıyla Michelle ancak kendine geldi.

Andrew’ın bir sonraki gelişinde Michelle onun çıkma teklifini net bir şekilde kabul etti. Andrew her gün gelmeye ve donut almaya devam ediyordu. Michelle'in işi eskisine göre daha yoğun olabilirdi, sonuç olarak müşteriler artıyordu ama Michelle’i bir dakika bile olsun görebilmek Andrew'ı mutlu ediyordu, hakeza Michelle'i de. Andrew bazen marketten dondurma alıp getirirdi, Michelle bazen donut ısmarlardı. Bir gün bir kağıda telefon numaralarını yazıp birbirlerine verdiler. Bu, ikisi için de acayip ve heyecanlı bir deneyimdi. Sonuç olarak onlar henüz pek gençlerdi.

Yaz tatili bitince Michelle’in fırınları işi sona erdi, Andrew ise yaşadığı şehre döndü. Aylarca uzak mesafe ilişkisi yaşadılar ama ikisi de birbirlerine son derece sadıktı. Yaz gelince bir haftalığına oraya geleceğini yazmıştı Andrew. Michelle, o gün gelince fırının önünde buluşmayı teklif etti.

Buluşma günü geldi. Michelle fırının önünde bekliyordu. Derken Andrew'ı gördü. Ama Andrew o günün heyecanından kaskını takmayı unutmuştu. Frene bastı, fren çalışmadı ve…

GÜM!

Andrew Michelle'e çarptı. Oracıkta ölüverdiler.