Actions

Work Header

Tam Anlamıyla Bir Kayıp

Summary:

Doppio patronu ile sahip olduğu ilişkisini bir adım daha ilerletir

Notes:

Bu hikayeyi neden yazdım bilmiyorum ama okuyan herkesden özür dilemek istorum. Iyi okumalar

(See the end of the work for more notes.)

Work Text:

Gökyüzü yavaştan kararmaya başlamıştı.Doppio başarı ile sonuçlanan görevinin ardından patronundan telefon çağrısı alır.

"Dulülülü dulülülü bip. Alo, patron!"

"Doppio... iyi iş becerdin. Senden san giorgo maggiore'e galmeni istiyorum"

"Ne için patron?"

"Toplantı..."

"Bip"

Diavolo, Doppio ses çıkaramadan telefonu kappattı. Doppio heyecandan havalara uçuyordu. Patronunun sesini daha canlı duyabilmek için neler vermezdi. Diavolo genelde toplantı yapmazdı, önemli bir şey olmalıydı. Dopio aklında bin bir soruyla yola koyuldu.

Bir süre sonra San Giorgio Maggiore' ye ulaşan Doppio, göğsünden patlamak üzere olan kalbi ile asansöre bindi. Son kata ulaştığında asansörün açılan kapısı ile beraber patronunun sesini duydu:

"Aferin Doppio. İçeri gel"

Doppio heyecandan titrerken yavaşça içeri giredi

Bir anda Doppio nun aklına normal şartlarda düşünemeyeceği bir fikir gelir: Acaba patronu görebilir miydi? Doppio hiç olmayacak bu fikri gelir gelmez aklında. Silmeye çalışır, başaramaz

"Ne bekliyosun orada doppio? Masaya otur."

Doppio olan bitene odaklanır ve titreyen sesiyle cevap verir: 

"Peki efendim!"

Doppio, karanlık bu odada loş ışıklarla aydınlatılmış 20 kişilik masaya oturdu. Masanın dışında pek bir şey göremiyordu. Merak ile beklerken bir silüet masaya yaklaşır. Bu kişi patronuydu. Doppio sayfısından ayağa kaltı. Doppio gerçekten patronunu görmüştü kanlı canlı.

''Kalkmana gerek yok Doppio.  Muhtemelen seni neden çağırdığımı merak ediyosundur.''

Şaşkınlık ve patronun görünüşüne duyduğu hayranlıkla donup kalmıştı. Doppio, Diavolo'nun vücuduna bakarken Diavolo, Doppio'nun bu tep kisine cevap verir: 

''Bu durum biraz ani olabilir sana zaman tanıyabilirim''

''Patron! Izninizle elinizden öpeyim''

Doppio, hızlıca Diavolo'nun yanına yaklaşır ve diz çöker. Gözlerinden parlayan ışıkla eli Diavolo'nun eline uzandı, öpüp anlına koydu

''doppio bukadar saygılı davranmana gerekyok.''

Diavolo diyer elini Doppio'nun yanağına koyarak konuşmasına devam etti

''Ey oğlum Doppio! Senden bir şey rica edeceğim, lütfen ayağa kalk.''

Diavolo'nun dokunuşuyla Doppio hayatında sahip olabileceği herşeye sahipti. Patronunun isteyeceği şey Dppionun ölümüne sebep olsa bile Doppio için bir problem değildi. Doppio artık ölebilirdi. Doppio ayağa kalktı ve:

''Patron, dile benden ne dilersen!''

Doppio... Gerçektende en güvenilir adamımsın. Beni takip et''

Diavolo arkasını dönüp karanlığa doğru yürüdü. Doppio, Diavolo'yu karanlıkta kaybetmemek için diavoloya yaklaştı. Uzun bir yürüyüşün ardından Diazvolo, Doppio'nun zar zor görebildiği bir kapıda durup:

''Bundan emin misin Doppio? Bunun geri dönüşü yok.''

''Eminim patron!''

Diavolo kapıyı yavaşça açtı. Odada california king bed büyüklüğünde lüks bir yatak, yanında bulunan şifonyerlerinin birinde kırmızı şarap ve 2 kadeh diyerinde ise bütün yatağı aydınlatan bir lamba bulunmaktaydı

"Önüme düş doppio.''

''Bir dakika patron tqm olarak ne yapıyorum?''

''Doppio... Oğlum Doppio lütfen içeri gir.''

Doppio içeri girdi, arkasından Diavolo kapıyı kapatıp kilitledi. Doppio bunu fark ettiğinde aklına yine tuhaf tuhaf Sorulur

gelmişti. Ya bu adamım

patronum değilse? Hayır sesi

aynı onun gibiydi. Ya da.. HAYIR

Doppio bu saçmalığı düşünecek kadar onursuz değildi

"Dopio seni yatağa atmak istiyom''

Doppio'nun düşünmek istemediği fikir gerçekti. Patron gerçektende Doppio'yu sikmek istiyordu.

Bu fikiri Doppio beyenmiyor değildi. Yani: hep hayalini kurduğu adam ona yatma teklifi sunuyordu. Doppio bunu istiyor gibiydi ama utancından Diavolo'nun yüzüne bile bakamaz oldu. Diavolo, Doppio'ya yaklaştı ve doppionun yüzünü kendisine çevirdi. Doppio sessiz bir şekilde:

''Patron...''

''Ne oldu dopio? Bu görevi başaramaycağını mı düşünüyorsun?"

''Hayır patron. Sadece...''

Diavolo yüzünü Doppio'ya yaklaştırdi.

Doppio fark etti ki cinsel organı kalmıştı. Gelen ''tak'' sesiyle Diavolo'nun da fark etmesi pek uzun sürmedi. Diavolo, Doppio'yu sertçe tutup ytağa attı ve küçük doppio'nun üzerine çıktı. Doppionun kalbi güm güm atarken Diavolo, üzerini çıkarmaya başladı . Doppio, titreyen bir sesle:

"Patron... biri benden böyle bir şey hiç

Istememişti. Ne yapacğımı bilmiyorum.''

Doppio gözlerini çevirmiş Patronunun yüzüne bakamıyordu ama diaivolo onun bunu İçten içe İştediğini biliyordu. Diavolo sakin bir ses ile:

Doppio oh...Oğlum Doppio..."

Bu sese karşı koyamayan Doppio içten içe erimişti ve sonunda diavolo'nun gözlerinin içine baktı. Diavolonun gözleri... O güzel yeşil gözleri... Diavolonun bütün arzularını anlatıyordu. Ve o güzel pembe saçları...

Doppio'nun yüzüne düşen o yeşil benekli saçları... Doppio aşıtı sertleşmişti. Artık dayanamıyor ve bunun gerçekleşmesini istiyordu. Bunu düşünene kadar diavolo pantalonunu çıkarmıştı bile. Sıra Doppio'daydı. Diavolo elini yavaşça doppionun pantolonunda gezdirdi. Eli mâlum tepeciğe geldiğinde Diavolo sakin bir gülüş ile:

''Bunu hep hayal etmişimdir. Seni hissetmek...''

Diavolonun nefesi ağırlaştı. Eli doppio'nun fermuarını açması ile cinsel organının fırlaması bir oldu. Diavolo sesiz bir şekilde kikirderken

"Doppio çükünün üstüne oturmak istiyorum. Doppio lütfen bana izin ver.''

Doppio, Diavolo'nun gülüşü için neler vermezdi

''Patron, siz neyi doğru görürseniz.''

''Bu bir emir değil Doppio bu bir soru.

Beni patronun olarak değil, senle fiziksel ilişkiye girmek isteyen biri gibi düşün. Lütfen Doppio.''

Doppio cesaretini toplamıştı. Diavolonun gülen yüzüne karşı:

''Peki patron.''

''Patron değil Diavolo de.''

''Patron bunu nasıl-''

Diavolo, şok içinde duran Doppionun sözünü kesip:

''Di-a-vo-lo''

Doppio derin bir nefes alır ve:

''Dıavolo, ne istersen onu yap.''

Diavolo sertleşmişti.

 

Diavolo'nun kıkırdayış sesi gerçek bir gülüşü andıracak kadar yükseldi. Korku içerisinde duran Doppio'nun sonu belliydi.

Diavolo, þosisyonunu Doppio'nun çükünün üstüne gelecek şekilde değiştirdi ve vücudunu yavaştan aşağı indirdi. Vaginal sistemine Doppio'nun cinsel organını soktu. Diavolo, derinlere inerken Doppio'ya şeytani bir gülüş attı. Doppio şaşkınlık içerisinde olmasına rağmen bundan keyif alıyordu. Hiç böyle bir şeyin olabileceğinin farkında değildi ama mutluydu. Diavolo en derine gittiğinde durdu ve dedi ki:

''Doppio... Benim şirin küçük doppio'm... bunu ne kadar yapmak istediğimi bilemezsin.''

''Diavolo...''

Diavolo, Doppio'nun çükünün üzerinde zıplamaya başladı.

''OHA PATRON!''

''Ne oldu Doppio?''

''Diavolo, böyle devam edersen-''

Artık çok geçti. Doppio çoktan orgazm geçirmişti.

''Ahh... Diavolo...''

Bu olayın Diavolo'nun hoşuna gittiği belliydi. Mutlu bir sesle Diavolo:

''Doppio, sana güvenebileceğimi biliyordum!''

Doppio'nun üzerinden kalkan patron, bu yaşananlar yüzünde travma geçirmiş gariban Doppio'nun yanına konumlanır ve:

''Şarap ister misin?''

''Olur.''

Diavolo, yanındaki şifonyerin üzerinde bulunan kadehleri doldurup birini Doppio'ya uzattı. Aklı bulanık olan Doppio kadehi alır ama sadece şaraba bakmakla yetinir. Diavolo, yüzünü Doppio'ya yaklaştırır. Doppio gözlerini şarptan ayırdı ve dedi ki

''Pa- hayır Diavolo.''

''Sorun ne doppio?''

''Bunu başka bir zaman tekrar yapalım''

''Tabi ki Doppio, ne zaman iztersen!''

Diavolo elindeki kadehi Doppio'ya uzatıp hafifçe kaldırdı

''Salute!''

İkiside kadehlerini tokuşturup yudumlarını içtiklerinde Diavolo:

''Doppio, bu gece yanımda kal''

''Zaten kapıyı kilitledin gidebileceğim pek bir yer yok''

Doppio ikinci yudumunu alırken Diavolo içkisini bitirmişti. bunu fark eden Diavolo:

''Hazır olduğunda ışığı kapatabilirsin''

Doppio, şarabını hızlıca bitirmek için derin bir yudum aldı. İçki fazla ağır olduğu için sadece yarılayabiilmişti. İçtiği 2 küçük yudum ve yarım kadeh, Doppio'yu uçurmaya yetmişti. Başı zonglamaya başlamıştı bile. Bunu fark eden vicdanlı patronu:

''Onu içecek misin?''

''Sanmıyorum.''

Diavolo, Doppio içse muhtemelen öleceği yarım bardak şarab dolu kadehi Doppio'nun elinden alıp kafaya dikti.içinde damla kalmamış kadehi yanındaki şifonyere koyan Diavolo:

''Doppio… Seni küçük şey, hadi uyu.''

Diavolo yatağın ucunda güzelce katlanmış örtüyü çekerken Doppio solundaki lambanın ışığını kappattı. Diavolo, örtü ile Doppio'nun üstünü özenle örttü. Doppio içtiği içki yüzünden başı ağrıdığı ve gözlerini açamadığından kaderini kabullenmişti

''Iyi geceler Doppio.''

''Sanada iyigeceler pa-''

Patron diyemeden mırıldanmaya başlamıştı. Bunu duyan Diavolo artık uyuyabilirdi, örtünün altına girdi ve gözlerini kapadı.

Doppio kalın ama sakin bir ses uyanır:

''Uyurken çok şirin oluyorsun.''

Doppio, kendi kendine mırıldanırken ayağının ucunda oturan patronunu fark eder.

''Sakin ol Doppio. Sana kahvaltı hazırlattırdim. Yedikten sonra işinin başına dön.''

''Emredersin patron!''

Diavolo, elini Doppio'nun başına koyuduktan sonra okşayıp sıvazladı. Doppio lambanın önünde duran tepsideki bütün yemeği bitirdi, yatağından kalktı ve işinin başına döndü.

4 hafta sonra güneş doğarken Doppio yeni görevi için yola çıkar ve bir çağrı alır

''Dulülülü Dulülülü bip. Alo patron bi sorun mu var?''

''Doppio, acil San Giorgio Maggiore'ye gel!''

''Patron, görev ne olucak?''

''Görevi Squalo ve Tziziano'ya ver çok daha acil bir işimiz var! Hizlı ol!'' 

Diavolo telefonu hızlıca kappattı. Sesine bakılırsa ciddi bişey olmalıydı. Taki şöförö, dikiz aynasından bakıp arka koltuğunda oturan gencin elinde telefon olmadığını ve aslında bir çukalata çöpü ile konuştuğunu fark etmesi pek uzun sürmedi. Şöför kısık ama duyulabilecek bir sesle:

''Sabah sabah hangi deliye çattık acaba?''

''Abi deli felan ayıp oluyo. Buradan Venice'e gidebilir miyiz.''

''Peki kardeşim''

Bir kaç saat sonra Doppio, San Giogio Maggiore'ye ulaşmıştı. Koşarak asonsörün içine giren Doppio paranoya içerisinde sorulara dalmıştı. Patron saldırı altında olsaydı kendisi halledebilirdi. Daha önemli bir görev mi verecekti? En mantıklı olay bu olurdu. Ama Doppio'nun aklına daha korkunç ve saçma bir fikir geldi. Bu fikir gün yüzüne hiçbir şekilde çıkmamalıydı. Korkunç sonuçlar doğurabilirdi. Sonun da en üst kata çıkabilmişti. Artık bu fikirleri kafasından çıkarabilirdi. Kapı açılır açılmaz içeri koştu.

''Patron!''

Çağırışlarına karanlığın içinden sakin bir cevap geldi.

''Doppio… Bir hata yaptık. O günden sonra böyle saçma bir şeyin olmasından korkmuştum.''

''Patron ne demek istiyorsun? Yoksa...''

Doppio'nun kafasına dank etmişti. O korkunç ve saçma fikir gerçekti. Patron hamileydi. Doppio'nun yüzünde güller açmıştı. Doppio 2. bir yoldaşa sahip olacağı için artık yanlız ölmek zorunda değildi. Doppio'nun mutluluğu biraz fazla belliydi. Bunu fark eden Diavolo bağırarak:

''Doppio! Bu durumun ciddiyetinin farkında mısın? Eğer bu şey doğarsa varlığım tehlikeye girer.''

''Ama patron bu çocuk bizim ilişkimizin meyvesi. Ve o çocuk doğduğunda bu kadar yalnız olmayacağız patron!''

''Doppio kafayı mı yedin sen! Bu şeye kim bakıcak?''

''Patron- Hayır Diavolo, o çocuğa ben bakıcam! O çocuğu ben istiyorum. Hem o çocuğu istemeseydin beni çağırmazdın direk işini bitirirdin! Onu sende istiyorsun!''

Doppio, sözlerinin bencilliğinin farkındaydı ama kararlıydı. O çocuk doğacaktı. Diavolo biraz duraksadı ve karanlığın içinden çıkarak Doppio'ya yaklaştı

''Ey doppio... Benim şirin küçük doppio'm… Kararlılığın beni cezbetti. Sen kazandın.''

Doppio muttluluktan ağlarken patronuna sarıldı. Patronun Doppio'nun başını okşadı. Ama Doppionun bir isteği vardı:

''Adını ben koyabilir miyim?''

''Peki Doppio.''

 

Bu olaydan sonra Doppio, her hafta Diavalo'ya ziyarete gelirdi. İsteklerini alır, bazen ise yanında kalırdı. Diavolo bu durumdan baya memnundu. artık sadece kendi güvenliğini düşünmüyor, sahip olabileceği geleceği düşünüyordu. Çocuğu tuttuğu için mutluydu.

2 ay sonra Doppio gerçek bir telefondan arama alır. Kendisini korku içinde bırakan bir arama... Doppio Ospedale hastanesinin kapısından hızlıca girdi. en yakın resepsiyoniste Solido Naso adındaki hastanın odasını sordu. Diavolo'nun odasında önündeki Doktor ile konuşup odanın içerisine girdi. Patronun hasta yatağanına düşebileceğini hiç tahmin etmemişti. Diavolo sesisce:

''O sen misin Doppio? İçeri gel.''

Doppio hızlıca diavolo'ya yaklaştı yatağın seviyesine gelebilmek için diz çöktü. Diavolo sesi çıkmayan Doppio'ya:

''Sen haklıydın doppio. O çocuğu gerçektende istiyordum ama olmadı. Sanırım fazla umutlanmıştım''

Doppio ağlamaya başlamıştı bile. Diavolo Doppioyu sakinleştirmeye çalıştı:

''Ağlama doppio. Lütfen ağlama.''

Bu olay tam anlamıyla bir KAYIPTI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Notes:

It was all a loss

 

I l ı
-----|------
I I I-