Chapter Text
Kaybetmiş gibi hissediyordu.Oysaki oyun oynadığı falan yoktu.Abisinin eski odasında,birkaç gündür yuva diye adlandırabileceği dört duvar içerisinde oturmuş bekliyordu.
"Neyi bekliyorum?" diye düşündü kendi kendine.Dizlerini karnına doğru çekmiş kollarıyla bacaklarına sarılmış, bir yarısı daima boş olan yatağın içinde iyiden iyiye ufacık kalmıştı."Güneş bir doğsun da " diye düşündü en sonunda.Oldukça yorucu geçen kabus gibi bir günün ardından biraz olsun uyumak için günün aydınlanmasını bekliyor olmalıydı.
Arabanın frenlerini bozduran kişi Eyüphandı.Fadime gün içerisinde bu şüphesinin üstünde durunca abisi ve İso üstüne düşmüşlerdi."Sana bu kadar ileriye gidebileceğini düşündüren ne ? " diye sormuştu İso ona.Ne de olsa onun gözünde Eyüphan yalnızca kuyruk acısı olan eski sevgilisiydi.Kendisini öldürmeye çalışacak kadar kafayı yediğini düşünmüyordu.Bu durmak bilmeyen kanın içine doğan İso'nun, herşeye rağmen insanlardan en kötüsünü beklememek gibi erdemli bir huyu vardı.Fadime ona baktığında kalbindeki merhameti görebiliyordu.
Ancak Eyüphan herşeyi hiçe sayıp düğün gününde onu kaçıracak kadar muhakeme yeteneğini kaybetmiş vaziyetteydi.Bunu bir sır olarak saklamak nerdeyse kendi canına mal olduğundan Fadime hayatanın merkezinde yer alan iki adamı hayal kırıklığına uğratmak pahasına da olsa gerçeği söylemeye karar verdi.Eyüphanın yaptığı yanlışları örtmek onu daha da azdırmış,yoldan çıkarmıştı.Gözünden bir damla uyku akmayan bu gecenin sabahında bu işe son verip İso'nun önünde abisine başından beri Eyüphanla arasında geçenleri anlattı.
O noktadan sonra dananın kuyruğu kopmuştu.Abisi duyduklarının ardından olanca öfkesiyle Fadime'ye sitem etmişti ama İso tek bir şey dahi söylememişti.Fadime oturduğu yerde tekrar düşündüğünde öyle sanıyorduki duyduklarından sonra İso'nun gözleri onun gözlerine bir kez olsun değmemişti bile.Bu düşünceyle beraber fadime boğazında gittikçe büyüyen yumruyu iyiden iyiye hissetmeye başladı.İso öfkelenmişti ancak bütün duygularını Eyüphana yöneltmiş gibiydi,Eyüphanla kimsenin ayırmaya cesaret edemediği bir dövüşün içine girmişler ve elllerindeki tüm kozları paylaşmışlardı.İso oldukça güçlü bir adamdı ancak sanki üstüne bir de deli kuvveti gelmiş gibiydi.Bütün köye deliliği ile nam salmış Gezep en sonunda Eyüphanın daha fazla kaldıramayacağına karar verip onun İso'nun ellerinden kurtarmıştı.Amirum dayı ile hesaplaşan abisi çokça saygı duyguğu büyüğüne yüreğine taş bağlamasını tembih etmiş ve Eyüphanı köyden sürmüştü.Ancak İso bununla yetinmemişti,aynı gün Eyüphan için ifade vermiş kendi canına kast ettiği için onu polise şikayet etmişti.Bütün gün olanları tekrar düşündüğünde başı ağrımaya başladı Fadime'nin.
Günün sonunda Fadime,İso ve Adil karakoldan eve geldiklerinde üçü de oldukça bitkin bir haldeydi.İnsanın en yakınından gelen ihanet kalbe taşıması ağır bir yük veriyordu.Birkaç güne kendisine karşı yumuşayacağına emin olduğu abisi başının üstüne bir öpücük kondurup odasına çekilmişti.Fadime ve İso da fazla beklemeden kendi odalarına geçmişlerdi.Sonunda odalarının mahremiyetine kavuştuklarında bütün gün kendisine bir tek kelime söylemeyen İso'ya karşı sebebini bile bilmeden bir açıklama bulmaya çalıştı.Pencerenin önünde sırtı ona dönük bir şekilde duran adam karşı ne dese,konuya nasıl girse kafasının içinde döndürüp duruyordu.Bir süre sonra İso sanki zihnindeki bu kaostan haberdarmış gibi ona doğru döndü,mavi gözlerinde alışagelmiş sıcaklığına tezat donuk bir bakış vardı."Abin şimdiye uyumuştur" demişti.Fadimenin duymayı beklediği en son şey bu üç kelime olabilirdi."Ben gideyim şimdi,sabah bir işi vardı çıktı dersin" diye eklemişti kapıya doğru ilerlerken.Bakışlarını kaçırmış çabuk sayılabilecek bir şekilde adımlamıştı.Onun bu çabukluğuyla beraber Fadime içinde bir panik duygusunun yükselmeye başladığını fark etti.Daha kendisi bile farkında olmadan İso'ya doğru adımlamış,elini onun kapı kolunu tutan elinin üstüne atmıştı.
"İso ben.." diye konuşmaya başlamıştıki genç adam hiç beklemeden lafını kesti.
"Fadime"
Yalnızca ismini söyleyerek onu uyarıyordu,gözleri başının arkasında bir yere bakıyordu.
"Şimdi konuşursak kalbini kırmaktan korkuyorum" demişti tane tane.Bir süre beklemiş,kirpiklerinin altından ona doğru dikilen bir çift kahverengi göze direnerek ancak bunları söylemişti.
Fadime farkında olmadan eliyle İso'nun elini daha kuvvetli tutmuştu.İso'dan sakladığı bu sırrın onu üzeceğini tahmin etmişti ancak,elini onun elinden kurtarıp başka hiçbir şey söylemeden çekip giden İso asla beklemediği bir şeydi.
Aradan geçen dört saatin ardından olduğu yerde kafasını geriye doğru yatağın başlığına birkaç kez vurdu.Düşünüp durmanın bir faydası yoktu,neden böylesine mağlup olmuş gibi hissediyordu? Kime karşı neyi kaybetmişti? Anlam veremiyordu.
"Sabah olsun da .." diye düşündü yine kendi kendine.Bütün bu olanların günün açması ile bir ilgisi olmasa dahi gecenin karanlığının dağılması göğsünün ortasına yerleşen o ağırlığı da dağıtır diye ummaktan geri durmadı.
Olduğu yerde bir süre sonra vücudu yenik düşmüş,günün doğumunu göremeden uyuya kalmıştı.Uyandığında aradan çok zaman geçmemişti.Saat sekize geliyordu.Telefonunda herhangi bir bildirim yoktu.İso aramamış,mesaj dahi atmamıştı.Hiç beklemeden İso'yu kendisi aradı.Kalbi kırılırsa kırılsındı,hiç bir şey bir önceki gece kendi kendine düşündükleri kadar kötü olamazdı.Telefonun çalıyor olduğu sesi kulağında yankılanırken,uykusunda İso'yu gördüğünü hatırladı.Ne dediğini tam olarak anımsayamasa dahi yüzüne tıpkı dün geceki gibi bir kapı kapanıyordu.
Telefon telesekretere düşerken herşey bir araya gelerek Fadimeyi iyiden iyiye öfkelendirdi.Ne demek onun yüzüne kapı kapanıyordu? Yüzüne dahi bakılmayacak bir kusur mu işlemişti? İso ne hakla onu bu odanın içinde kendi düşünceleri ile baş başa bırakıyordu? Üstüne üstlük o kılçık telefonuna cevap vermiyordu öyle mi?
Hiç çekinmeden İso'nun numarasını ezberinden bir kez daha tuşladı.Yine cevap vermemişti.
Üçüncü kez arayıp ulaşamadığında endişelenmeye başlamıştı.Başına bir şey mi gelmişti? Onun tanıdığı İso ne olursa olsun telefonuna cevap verirdi.Evlendikleri gün bir saat haber alamadığı için ortalığı ayağa kaldırmıştı.O gün onun gözlerindeki endişeyi görmüş,her zaman alaycı haliyle karşılaştığı bu adama karşı bakış açısı değişmeye başlamıştı.Onu korumak için söylediği sözler hava civa değil de epey bir gerçekmiş gibi gelmişti.
Biraz düşündükten sonra Şirin Furtuna'yı aramaya karar verdi.Tahmin ettiği gibi İso'nun Furtuna konağında uyuyor olduğunu yaşlı kadına teyit ettirip genç adamla hesaplaşma işini birkaç saat ötelemeye karar vermişti.
Ancak bu arama Fadimeyi daha da endişelendirmekten başka bir işe yaramamıştı.Şirin Furtuna İso'nun dün gece konağa gelmediğini söylemişti.Yaşlı kadında Fadime gibi endişelendiğinden konu Zarife ve Oruç'a da taşınmış,onlardan da İso'nun nerede olduğuna dair bir bilgi alınamamıştı.Şirin Furtunayla konuştuktan sonra Fadime'nin hissettiği endişe çığ gibi büyümüştü,üzerindeki pijamaları alelacele çıkarıp dolabından rastgele bir pantolonla kazak çıkarmıştı.Arabasının sürücü koltuğuna yerleştiğinde giyinirken kendini zorladığını hissettiren bir şekilde omzu zonklamaya başlamıştı.Evden çıkarken ne amaçla çıktığının pek farkında değildi ancak önünde uzanan yola baktığında düğünden sonra gittikleri dağ evine gidiyor olduğunu fark etti.İso orada da değilse nereye gitmiş olduğuna dair en ufak bir fikri dahi yoktu.Daha birbirlerini o kadar tanımıyorlardı ki...İso'nun arkadaşlarından birinin ismini bile söyleyemezdi,söylememesine ama o an ne demeye peşinde düştüğünü de kendine açıklayamıyordu.Dava arkadaşlığı sabahın köründe herkesi ayağa kaldırıp yollara düşmeyi gerektiriyor muydu? Bu tür düşüncelerle dolu zihnini dağıtan yolun ortasında Zarife Furtuna'dana gelen aramaydı.
"Gelin" demişti telefonu açar açmaz,Fadime buna karşılık bir şey demeyecek kadar dikkat kesilmişti.
"Bizim otelde çalışan uşakları aradım,İsom dün gece oraya gitmiş" diye eklemişti uzatmadan.Zarife furtunanın baskın sesinde her zamanki gibi Fadime'yi oldukça rahatsız eden bir ima vardı.
"Tamam kaynana" dedi Fadime buz gibi bir sesle,aynı anda direksiyonu kırmış yönünü tam tersi şekilde değiştirmeye başlamıştı.Son bir saattir ona zar zor nefes aldıran endişesi yerini bir anda buz gibi bir öfkeye bırakmıştı.Zarife karısının bir şeyler eklemesine fırsat vermeden telefonu yüzüne kapadı.Demek beyefendi dün gece otelde kalmıştı.Geceden beri kafasında kurmaktan bitap düşmüş,sabahına onun canı için endişelenmişti.Herşeyin üstüne İso'nun kim bilir kimlerle otelde kaldığını düşünmek Fadimeyi gerçek anlamda kızdırmıştı.İso Furtuna'ya gününü göstermeye gidiyordu.
