Actions

Work Header

BOŞAN(ama)MA

Summary:

TAMAMLANDI!

Fadime ve İso’nun boşanmamak için uydurduğu türlü bahaneler.

~

Kurgu boşanmaya karar verdikleri günün sabahından başlar. Fakat kaza hiç yaşanmaz ve hikaye farklı bir yöne evrilir.

Chapter 1: Yarın Ola, Hayrola

Notes:

(See the end of the chapter for notes.)

Chapter Text

“Yarın sabah ilk iş adliyeye gider boşanırız.”

Sözleşmişlerdi. Sabah her şey bitecekti.

Sabahın ilk ışıkları odaya sızarken Fadime gözlerini araladı. Telefonun saatine baktı, saat daha dokuza geliyordu. İçinden “Aman, adliyeler kaçta açılıyordu ki? Hem zaten devlet dairesi bu, daha erken, şimdi gitsek çok bekleriz" diye geçirdi. Kendine bile itiraf edemediği bir isteksizlikle yorganı kafasına kadar çekip arkasını döndü, geri yattı.

Bir süre sonra İso gözünü açtı. Saate baktı, ona doğru yaklaşıyordu. Fadime’ye doğru döndü, onun hâlâ mışıl mışıl uyuduğunu gördü. Kendi kendine, “Neyse, çok yorulmuş herhalde. Uyusun bakalım, uyanınca gideriz zaten, adliye kaçmıyor ya" diye düşündü. Gözlerini kapattı, o da derin bir uykuya geri daldı.

Saat on bire gelirken Fadime bu sefer gerçekten ayıldı. Yataktan hafifçe doğrulup İso’ya baktı. İso’nun hâlâ arkasını dönüp yattığını görünce içten içe bir rahatlama hissetti. “ Kendi uyanamamış daha, suç bende değil" diye düşündü. Hiç ses etmeden, yatağı gıcırdatmamaya çalışarak arkasını döndü ve gözlerini tekrar kapattı.

Bir yarım saat sonra İso tekrar uyandı. Bu sefer yatakta hafifçe doğrulup Fadime’ye baktı. Fadime’nin sırtı dönüktü ama yorganı biraz aşağı kaymış, sırtı açıkta kalmıştı. İso uzandı, yorganın ucundan tutup Fadime’nin üstünü iyice örttü. “İyice dinlensin bari, acelemiz ne. Akşama kadar açık oralar" diye düşündü, yastığa kafasını geri koydu.

İkisi de uyanık uyanık uyuma numarası yaparken zaman akıp gitti. En sonunda öğlen olmuşken, odanın kapısının vurulmasıyla ikisi de yatakta sıçrayarak dikildi.

İso yataktan öyle bir fırladı ki, Eyüphan denen herif geldi yine diye düşündü. Sinirle kapıya doğru bir hamle yaptı. Tam o sırada Fadime elini İso’nun göğsüne koyup onu durdurdu. Göz göze geldiler.

"Dur," dedi Fadime. "Bu Eleni’nin çalışına benziyor."

Fadime derin bir nefes alıp üstünü başını düzeltti, yalandan kocaman esneyerek odanın kapısını açtı. İso da hemen arkasında yerini almıştı.

Eleni kapıda her zamanki neşesiyle dikiliyordu. "Merhaba Fadime. Benimle Esme'yi görmeye gelir misin?"

Fadime bu soruyu duyar duymaz itiraz etmek için ağzını açtı. Çünkü dürüst olmak gerekirse, o an canı hiç Esme’yi falan görmek istemiyordu. Ama tam kelimeler dilinin ucuna gelmişken, zihninde şimşek çaktı. Dün gece odada “Yarın gider dava açarız o zaman" diyen sesi kulaklarında yankılandı. Eğer şimdi Eleni’ye "Hayır" derse, İso’yla baş başa kalacaklar ve mecburen o adliyenin yolunu tutacaklardı.

Fadime anında itiraz etmeye hazırlanan yüz ifadesini topladı. Başını hafifçe arkaya çevirip İso’ya baktı. İso da çatık kaşlarının altından dikkatle ona bakıyordu, ne yapacağını çözmeye çalışır gibi bir hali vardı. Fadime tekrar Eleni’ye döndü.

"Elbet gelirim.” Dedi.

Eleni’nin yüzü aydınlandı, kocaman gülümsedi. "Süper. O zaman ben hemen hazırlanıp geliyorum."

Fadime yüzünde yalancı bir memnuniyet gülümsemesiyle kapıyı kapattı. Arkasını döndüğü an o gülümseme uçup gitti. İso bakışlarıyla resmen "Yemedim" diyordu.

"Biz hani bugün boşanma davası açmaya gidiyorduk?" diye sordu İso, sesindeki o iğneleyici tonu gizlemeyerek.

Fadime sanki bunu tamamen unutmuş, hafızasından silinmiş gibi safa yattı. "Ha, doğru..." dedi. Gergin gergin gülerek. "Ne olacak ki, başka gün boşanırız yani. Mahkeme kaçmıyor ya."

İso tek kaşını kaldırdı, "Kimi kandırıyorsun sen" bakışını sürdürdü. Fadime köşeye sıkıştığını hissedince sinirle üste çıkmaya çalıştı.

"Ula sen ne meraklı çıktın beni boşamaya ya!" diye çıkıştı. Sonra İso’yu omuzlarından yakalayıp kapıya doğru itmeye başladı. "Çık hadi çık çık. Ben giyineceğim. Hadi çık çık çık çık çık git buradan git buradan. Hadi çık hadi yürü."

İso‘yu kapının önüne koyup, kapıyı arkasından hızla kapattı. Sırtını kapıya dönüp göğsünü dolduran derin bir nefes verdi. “Kurtuldum" diye düşündü. En azından bugün o adliyeye gidilmeyecekti.

Bir süre sonra İso, Eleni ve Fadime konağın merdivenlerinden peş peşe indiler. Bahçede Eleni’nin arabasına doğru yürürlerken İso sordu:

"Ne zaman dönüyorsunuz?"

Fadime adımlarını yavaşlattı. "Bilmem. Belki de gider kalırız he Eleni?"

Aslında içten içe Esme ile kalmayı hiç ama hiç istemiyordu. Ama bu boşanma işinden ne kadar kaçabilirse o kadar kaçacaktı.

Eleni arabanın kapısını açarken neşeyle omuz silkti. "Bilmem, bizi kovmazsa kalırız."

Eleni ve Fadime arabanın kapılarını açtılar. Fadime tam arabaya binecekken arkadan İso’nun sesi duyuldu:

"Şşş..."

Fadime durdu. İso gözleriyle "Buraya gel" işareti yapıyordu. Fadime açık kapıyı geri kapatıp, arabaya yaslandı. İso, onun yanına geldi. Hayırdır der gibi hafifçe kafasını salladı. Fadime de aynı onun gibi dik bir şekilde kafasını sallayarak "Hayırdır" dedi.

İso gözlerini kısarak sordu: "Sen boşanmadan kaçmıyorsun dimi?"

Fadime yaslandığı yerden hızla dikleşti. Yakalanmış olmanın, içindeki o sırrın İso tarafından pat diye okunmasının verdiği panikle anında savunma duvarlarını ördü.

"Ne kaçacağım ula? Ha da laf! Senden boşanınca kurban keseceğim. Adak adadım!"

İso kaşlarını kaldırıp imalı imalı gülümsedi.

İso “Yesinler senin adağını” diye geçirdi içinden. Fadime’nin kaçtığının İso gayet de farkındaydı. Ama onun da işine geliyordu. Birbirlerinden boşanmayı bu kadar istemezken ikisinin de bunu dillendirmek için cesareti yoktu.

İkisi son kez birbirlerine yarım yamalak el salladılar. Eleni arabayı çalıştırdı, bahçeden çıkıp gittiler. İso arkalarından bakarken birden durdu. Kafasında bir ışık yanmıştı. Hemen koşup kendi kırmızı pikap arabasına atladı ve onları takip etmeye başladı.

Yolda giderlerken Eleni dikiz aynasına göz attı. "Fadime, kocan bizi takip ediyor."

Fadime şokla hemen arkasını döndü, arka camdan dışarı baktı. Gerçekten de İso’nun kırmızı pikabı hemen arkalarındaydı. Heyecanla ve ne yapacağını bilemeyerek önüne döndü. "Kocam bizi takip ediyor... Kocam bizi niye takip ediyor? Bir sağa doğru çek!" dedi.

Eleni arabayı hemen kenara çekti. Fadime de İso da aynı anda araçlarından inip yolun ortasında birbirlerine doğru yürümeye başladılar.

"Ne oluyor ula? Yol eşkiyası mısın?"

İso hiçbir şey demeden, teslim olur gibi kollarını havaya kaldırdı. Yüzünde sıcacık bir gülümseme belirdi.

"Çok düşünceli ve bir o kadar evhamlı bir kocayım."

Fadime’nin yüzündeki ifade İso’nun bu sözüyle, o bakışıyla bir anda eridi. Dudaklarının kenarına engel olamadığı bir gülümseme yayıldı. İkisi yolun ortasında, birbirlerine bakarak öylece gülümsediler. O sırada yanlarına gelen Eleni şaşkın şaşkın baktı. Kelimeyi tam telaffuz edemeyerek, "Evham?" diye sordu.

Fadime kısaca açıkladı: "Endişe."

İso’nun gözleri de Fadime’nin üzerindeydi, bakışlarını bir saniye bile kaçırmıyordu. "Endişe ya endişe.” diyerek gülümsedi. Sonra eliyle kendi kırmızı pikabını işaret etti. "Haydi geçin benim pikaba. Nereye gideceğiniz belli değil. Bu arabayla olmaz. Eşyalarınızı alın. Benim pikapla gidin."

Fadime duyduklarıyla içten içe acayip etkilendi. İso’nun onu böyle düşünmesi, koruyup kollaması kalbini titretmişti. Kendini tutamayarak, "Heyt be, koca gibi koca!" dedi gururla.

İso o sırada yüzündeki o hayran ve aşık gülümsemeyle ona bakmaya devam ediyordu.

Fadime ve Eleni arabadaki eşyalarını alıp İso’nun kırmızı pikabına geçerlerken Eleni İso’ya laf attı: "Arabama iyi bak bre."

İso güldü. "Sen arabama iyi bak bre."

Eleni bu kez Karadeniz ağzıyla tekrar etti: "Arabama iyi bak da!"

İso bu sefer dayanamayıp net bir kahkaha attı. Fadime onları izliyordu, içindeki neşeyle açtığı kapıdan arabaya bindi.

Pikap biraz ilerlemişti ki, Fadime aniden arabayı durdurdu.

İso tam kendi arabasının kapısını açmış binecekken, pikabın durduğunu görünce duraksadı, açtığı kapıyı geri kapattı. Fadime arabadan inmiş, acele adımlarla İso’nun yanına doğru geliyordu. Tam karşısında durdu.

Fadime önce lafa giremedi "Eee..."

İso sorarcasına tekrarladı. "Eee..?”

Fadime "Ben şey diyecektim sana..." diyebildi.

İso yine tekrarladı. "Ne diyecektin sen bana?"

Fadime gözlerini İso’nun gözlerine dikti. İçinden gelen o ani duygu patlamasına engel olamayarak, "Essahtan evli olsak sen çok iyi bir koca olurdun.” dedi.

İso bu lafı hiç beklemiyordu. Önce büyük bir şaşkınlıkla kaldı, ardından yüzüne engel olamadığı bir gülümseme yayıldı. Fadime ise bu hamleyi hiç düşünmeden, tamamen kalbinin sesini dinleyerek yaptığı için söylediği şeye kendi de şaşırdı. Panikledi, aceleyle arkasını döndü ve arabaya doğru koşturdu.

İso, onun arkasından o yolun ortasında, buruk bir tebessümle bakakaldı.

Fadime’nin kalbi neredeyse göğsünden fırlayacak gibi atıyordu. Direksiyona geçip anahtarı çevirdiğinde ellerinin titremesine mani olamadı. Aynadan arkada donakalan İso’ya bakarken, dudaklarından az önce dökülen o cümlenin ağırlığı tüm bedenine yayıldı.

“Essahtan evli olsak sen çok iyi bir koca olurdun.”

Bu laf, öylesine söylenmiş bir övgü değildi. Fadime’nin günlerdir içine gömdüğü gerçeğin dışarı sızmasıydı.

Aslında her şey o sabah başlamıştı işte. İkisinin de uyanık olduğu halde birbirlerine çaktırmadan uyuma numarası yapması, adliye saati geçsin diye adeta zamanı bükmeye çalışması bir tesadüf değildi. Fadime, İso’nun yorganı üstüne doğru çekişini hissettiğinde, o adliye kapısından içeri girmeyi hiç istemediğini ilk kez o kadar net anlamıştı. Eleni kapıya gelip onu bu "boşanma" gününden kopardığında hissettiği o rahatlama, aslında İso'yu kaybetme korkusunun ta kendisiydi.

İşte tam o yüzden arabayı durdurmuştu. Eğer o an inip o cümleyi İso'nun yüzüne söylemeseydi, içindeki o duygu patlaması göğsünü delip geçecekti.

Bu ani dürüstlüğün yarattığı o panikle arabaya geri kaçmıştı ama İso’ya, aralarındaki o adliye duvarını yıkacak en büyük ipucunu, kalbinin anahtarını elleriyle teslim etmişti ve böylece İso’nun bir hafta boyunca boşanmamak için önüne getireceği bahanelerin ilk temelini Fadime atmış oldu. Sadece şimdilik ikisi de bunun farkında değildi.

 

Notes:

X: @jusyfanaccyg

~

En az benim kadar emeği olanlar
@Dtheshipperr
@dmlyjh
@Roselivee