Actions

Work Header

Rating:
Archive Warning:
Category:
Fandom:
Relationship:
Characters:
Additional Tags:
Language:
Türkçe
Stats:
Published:
2026-10-11
Words:
1,312
Chapters:
1/1
Comments:
1
Kudos:
3
Hits:
29

bir duvar kağıdı meselesi

Summary:

Naz yeni sevgilisine sürpriz yapmak için odasında ufak bir değişiklik yapar.

Uzay ve Naz'ın sevgili oldukları ilk senede geçen bir hikaye.

Work Text:

Naz, duvara son dokunuşlarını yapan sanatçıya doğru yaklaştı. Odasının duvarını boydan boya bir uzay geçidine çevirmişti sevgilisine ithafen. O kadar göz alıcı görünüyordu ki nefesi kesildi. Uzay'a gösterdiğinde vereceği tepkiyi görmek için sabırsızlanıyordu.

"Naz hanım bir iki gün dokunulmaması iyi olur, kurumaya bırakılması lazım," diyerek doğruldu sanatçı. Naz'a doğru döndü. "Düzeltimesini istediğiniz bir yer varsa kurumadan üzerinden geçebiliriz tabi ki."

Naz, ellerini göğsünde birleştirmiş bir halde hala duvar resmini inceliyordu. Kafasını iki yana salladı, "Değiştirilmesini isteyeceğim hiçbir şey yok, harika olmuş, ellerinize sağlık," diyerek sanatçıya elini uzattı.

Sanatçıyla el sıkışıp ödemenin detaylarını konuşmak için babasına yönlendirdiğinde odada tek başına kalmıştı. Sevgilisini ona anımsatacak kalıcı bir parçaya sahip olmak onu kıpır kıpır yapmıştı. Odayı bu yeni resme göre tekrar düzenleme isteğiyle dolmuştu.

Duvara yatağını yaslayacak, hemen yanına da makyaj masasını yerleştirecekti. Böylece uzanırken makyaj aynasından duvarın yansımasını görebilirdi her zaman.

Tek yapması gereken kuruduktan sonra Uzay'a bunu nasıl göstereceğini planlamaktı.

...

Kapı zilin çaldığında Alina'nın mesajına cevap veriyordu Naz. Telefonu bir kenara bırakırken zil tekrar duyuldu. Birkaç büyük adımda kapıya ulaştığı sırada çabucak saçlarını düzeltti. Kalbi hızla atıyordu.

Babası iş için daha dün yurt dışına çıkmış, evdeki yardımcıları ise birkaç saat önce ayrılmışlardı. Gitmeden önce Naz'a mutfakta yardımcı olmuş, Uzay için hazırladığı masanın çoğunda onun emeği olmuştu.

Son kez etrafa bakınarak kapıyı açtı. Uzay, bir elini kapının kirişine yaslamış diğer eli ise arkasında duruyordu. Yaz akşamının serinliğinden sakınmak adına yanına aldığı antrasit gömleğinin altına bir beyaz tişört giymiş bunu da siyah pantolonu ve beyaz spor ayakkabıları ile eşlemişti.

Onu incelediğini gören Uzay gülümemesini saklamayınca Naz'ın yanaklarına sıcaklık nüfuz etti.

"İçeri almayacaksın herhalde?" diye sordu gülümsemeye devam ederken.

Naz elinin hala kapıda olduğunu fark edip küçük bir özür mırıldanarak geri çekildi. İçeri adım atarken arkasında tuttuğu elini uzattı. Naz, Uzay'ın elindeki bukete baktı bir süre.

"Güzel sevgilime onun kadar güzel olmasa da," diyerek ona verdi elindeki buketi. "Çiçek almak istedim."

Naz kollarındaki buketten gözlerini kaldırıp Uzay'ın siyah gözlerine baktı. Çiçeği bir eline alıp karşısındaki gencin kollarına atıldı. Ellerini boynuna dolayıp sıkı sıkı sarıldı yeni sayılabilecek sevgilisine, "Saçmalama, çok güzeller, çok teşekkür ederim."

Uzay, göğsüne gelen kızın beline kollarını sararak karşılık verdi. "Beğenmene çok sevindim."

Uzay'ı elinden tutarak içeriye doğru yönlendirdi Naz. Elinde tuttuğu buketi koklamaktan alamıyordu kendisini. Her seferinde yeni bir çiçekle karşılıyordu onu Uzay. Naz da gelen her buketi kuruduğu gibi çerçeveletip saklıyordu bir köşede.

"Sen istersen biraz otur, ben çiçekleri bir vazoya koyayım."

Uzay'ı salonda bırakıp odasına doğru yöneldi. Önceki çiçeklerden temizlenmiş vazoyu alıp banyodan içine su doldurarak çiçekleri paketinden arındırıp vazonun içine yerleştirdi. Durduğu yerde bir kez daha koklayarak vazoyu kucakladı.

Salona girdiğinde Uzay duvarda asılı fotoğraflara bakınıyordu. Daha önce çocukken birbirlerinin evinde çok vakit geçirmişlerdi ama sevgili olduktan sonra onu salonunun ortasında görmek onda farklı duygular uyandırıyordu.

Elindeki vazoyu hazırladığı yemek masasına yerleştirdikten sonra Uzay'ın durduğu yere yöneldi. Tam arkasında durduğunda ellerini beline sarıp önde birleştirerek yanağını sol omzuna yasladı.

Uzay, kafasını hafifçe çevirip kendisine sarılan kıza baktı göz ucuyla. Karnında birleşen ellere tutunup sıktı onları. Resimlere bakarken konuştu, "Bu günü hatırlıyorum," Naz kafasını kaldırıp hangi fotoğraftan bahsettiğine baktı. Yüzünde istemsiz bir gülümseme belirdi.

Uzay'ın 6 yaş doğum gününden bir fotoğraftı. Havuz kenarında hazırlanmış bir masanın etrafında toplanmıştı herkes. Pamirler Uzay'ın bir yanında, Alina ve Naz ise diğer yanında duruyorlardı. Herkes Uzay'ın, önündeki pastanın yanan mumlarını söndürmesini beklerken Uzay, Naz'a dönmüş, Naz'ın düşen saç tokasını düzeltirken basılmıştı deklanşöre.

Belindeki kollarını sıktı iyice Naz. Başını bu sefer Uzay'ın omzuna gömdü. Uzay, Naz'ın utandığını anlayıp güldü. Gülüşü Naz'ın da vücudunu sarsmıştı.

Arkasına dönüp Naz'ın yüzünü avuçları içine aldı. Naz önce gözlerini kaçırsa da Uzay başını eğip göz göze gelmeye çalıştığında pes etti.

"Ben de unutmuyorum o günü," dedi kızararak. Tokasını düzelttikten sonra bir süre eserini incelemiş sonra da hiçbir şey olmamış gibi dönüp mumları üflemişti. O anın da fotoğrafı vardı albümlerden birinde. Uzay mumları üflerken ona hayran hayran bakan Naz'ın fotoğrafı da ölümsüzleştirilmişti.

O gün ona bu kadar nazik davranan çocuğa olan hayranlığı baki kalmış, dört ay önce sevgili olmayı kalbi küt küt atarak kabul etmişti.

"Başkasına olsa da aynısını yapar mıydın hep merak etmişimdir," dedi Naz ellerini, Uzay'ın yüzünü tutan ellerinin üstüne yerleştirirken.

Uzay düşünüyormuş gibi yaptı bir süre. Naz'ın yüzü düşünmesine sinir olduğunu belli edince gülüp yanağına bir öpücük kondurdu Naz'ın.

Dudakları hala yanağındayken konuştu, "Başkasının tokasını fark etmezdim bile."

Naz bu cevaba gülümsedi, ardından Uzay'ın elini tutup onu bahçeye açılan kapıya doğru götürdü. "Sana iki sürprizim var."

Uzay'dan minik bir 'hmm' sesi çıktı. "Neymiş bu sürprizler?"

Bahçede hazırlanan küçük yemek masasına geldiklerinde Uzay'a döndü, "İlki, sana ellerimle yemek hazırladım."

Uzay güldü, "Ellerinle?"

Naz nefes verdi pes eder gibi, "Tamam hepsini kendi ellerimle hazırlamadım ama emeğim var içinde."

Uzay onu kendisine çekip şakağına bir öpücük kondurdu uzun uzun, "Elinden sade makarna olsa bile yerim ben ne diyorsun."

Naz gülerken sandalyesini çekti Uzay onun için. Sonra da karşısında yerini aldı. Önlerinde yanan mumlar, hazır servisler vardı. Bir süre bakıştılar. Daha sonra Uzay boğazını temizleyip ayağa kalktı.

"Yardımcılar yok tabi," diyerek mutfağa doğru meyletti. Naz ayağa kalkmaya çalıştığında eliyle durdurdu onu Uzay.

"Madem sen kendi ellerinle," bunu söylerken istemsizce güldü, "yemek hazırladın bize, o zaman ben de ellerimle servis yapayım."

Naz akşam serinliğinde bahçedeki ışıklarla aydınlatılmış havuzu izlerken içeriden dolap açıp kapanma sesleri geliyordu. Bu kadar ne aradığını merak etti Naz.

Sesler dinip adımlar yankılanırken bahçe kapısında elinde pasta ve bir şişe yakutla Uzay belirdi. Yüzünde gururlu bir garson edasıyla masaya bıraktı pastayı. Cebine attığı tirbuşonu eline alıp şarabın mantarını çıkarmaya koyuldu.

Onu çocukluğundakine benzer bir hayranlıkla izlerken bir elini yanağına yaslamış diğer kolunu masaya koymuştu Naz. Küçük bir uğraşın ardından açtığı şişeden bir kadeh doldurdu Uzay Naz'ın bardağına. Kendi kadehini de doldurduktan sonra şişeyi kenara bıraktı, Naz ile göz göze geldi.

"Beğendiniz mi küçük hanım?"

Sorunun çok yönlülüğünden kızardı Naz. "Çok beğendim."

"Pastamız da pek bir hoş görünüyor," diyerek beyaz kremayla kaplanmış pastaya çevirdi yüzünü. Eline aldığı bıçakla kestiği dilimi spatula yardımıyla Naz'ın tabağına yerleştirdi, bir dilim de kendisi için kesti.

Yerine yerleşip kadehini kaldırdı Naz'a doğru. "Güzelim sevgilime ve hazırladığı bu güzel akşama."

"Biricik sevgilime," diye cevapladı Naz onu kadehini Uzay'ın kadehine dokundururken.

...

Hava iyice serinlerken dördüncü kadehlerini bahçedeki salıncakta bitirmişlerdi. Naz başını Uzay'ın göğsüne gömmüş, bacaklarını altında toplamıştı. Uzay kolunu Naz'ın omzuna attığı eliyle göğsündeki kızın ışıl ışıl görünen saçlarıyla oynuyor, bir yandan da hoparlörden yükselen şarkıya eşlik ediyordu.

Naz'ın sessizleşip uyuklamaya başladığını hissettiğinde usulca yaklaştı ona Uzay, "Seni odana götüreyim sevgilim."

Naz belli belirsiz mırıldandı itiraz ile onaylama arasında. Uzay gülümseyip Naz'ın elinden aldı kadehini. Başını yavaşça göğsünden kaldırıp salıncaktaki yastığa koymasını sağladı. Ardından kalkıp kadehleri masaya yerleştirirken o da dengesini şaşıyordu az daha. Dönüp baktığında gözkapaklarını kapalı hafif uyuklar halde buldu sevgilisini.

Yaklaşıp bir elini dizlerinin altına diğerini de sırtına yerleştirip kaldırdı onu yerinden. Naz belli belirsiz gözlerini açtı, "Sana iki sürprizim var demiştim," diye hatırlattı. Uzay onaylar gibi mırıldandı. "Neymiş diğeri?"

Naz ellerini Uzay'ın boynuna doladı tutunmak için. "Odamda."

"Görelim bakalım sürprizini," dedi Uzay bir ayağıyla bahçe kapısını kapatırken.

Uzay kucağında yarı sarhoş Naz'ı taşırken ayağının ucuyla itti yatak odasının kapısını. İçeriye girdiğinde ilk dikkatini çeken şey belli belirsiz bir boya kokusunun artığıydı. Ardından peri ışıklarıyla aydınlanan duvar resmi çekti gözlerini.

Gezegenlerle bezenmiş Samanyolu Galaksisi vardı karşısında. Duvar boylu boyunca uzaya boyanmıştı. Uzay'a. Hayretle kollarında hali hazırda ona bakan kıza döndü yüzünü.

Naz başını Uzay'ın boynuna gömüp bir öpücük bırakırken mırıldandı, "Sürpriz."

"Bunu benim için mi yaptın?" Sesinde hayret vardı Uzay'ın. Bu zamana kadar sevgiye doğduğu tek kişiydi karşısındaki kız. Yanında tek huzurlu hissettiği, diken üstünde olmak zorunda olmadığı, kendini kanıtlama ihtiyacı duymadığı tek kişiydi sevgilisi. Her şeyiydi Uzay'ın.

"Seni her zaman yanımda hissetmek istedim."

Uzay derin bir nefes aldı. İçinde onu kıpır kıpır yapan bir heyecan vardı. Naz'ın bu hareketi öyle bir yere dokunmuştu ki içinde, gururu okşandı. Yeniden aşık oldu kollarına bir kuş misali konmuş kıza. Kızın yüzü hala boynuna gömülüyken yanağına bir öpücük kondurdu Uzay.

Naz, "Beğendin mi?" diye sordu küçük bir sesle.

Uzay burnuyla yanağına dokundu kokusunu içine çekercesine. Bir öpücük daha kondurdu kızın dudak çizgisine. Sonra bir öpücük daha. Bir öpücük daha.

...