Actions

Work Header

Rating:
Archive Warning:
Category:
Fandom:
Character:
Additional Tags:
Language:
Türkçe
Collections:
Turkfanfiction
Stats:
Published:
2017-02-14
Words:
1,063
Chapters:
1/1
Hits:
35

YOU LOST ME

Summary:

Aşk her şeyi affeder mi? Yapılan hata için geri dönüş var mıdır? Bazen her şey daha da karmaşıklaşır.. =6.sınıftalar ve anlatım Hermione'nin ağzından.= Yazdığım ilk Song fic.

Notes:

Arşivist görevindeki Glenien'den not: Bu hikaye daha önce, artık kapanmış olan Turkfanfiction.net'te yayınlanmıştır. Sitede kalan hikaye arşivini korumak için, Türkfanfiction.net olarak Kasım 2016'dan itibaren, AO3'ün Open Doors (Açık Kapılar) projesi kapsamında, sitede bulunan tüm hikaye arşivini AO3 koleksiyonuna taşımaya başladık. Bu haberin duyurusu çeşitli kanallarda yapıldı, ancak size ulaşmamış olabilir. Bu yazarı tanıyorsanız veya bu yazar sizseniz, hikayeyi üzerinize geçirmek için lütfen profil sayfamdaki e-mail adresini kullanarak bana ulaşın.

Work Text:

 

 

 

Author's Notes:

Yazdığım ilk song fic. Christina Aguilera'nın 'You Lost Me' şarkısını dinlerkenki hislerimden uyarlanmıştır. Şarkıyla dinlerseniz daha etkili olur. Umarım beğenirsiniz,yorumlarınızı bekliyorum. :)


 

 

Okul bugün daha bir sessiz...Günlerden cumartesi olmasına rağmen herkes kendi binasının salonuna çekilmiş.Tablolar bile boş... Okul çok kasvetli görünüyor. Belki de benim ruh halimin yansıması bütün bunlar. Zindanlardan ortak salona giden koridorda yürüyorum. Etrafımda boş soluk duvarlar... Yürüyorum. Yürüdükçe omzumdaki bu yükten kurtulabilsem keşke.. Ana salon da bomboş... Bugün her şey anlamsız...

       * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

        Sene başı, İhtiyaç Odası

-Burada sıkışıp kaldık mı yani?!

-Evet, Granger. Anlamayacak kadar salak olduğunu düşünmemiştim.

-Kapa çeneni Malfoy. Kilitli kaldığımızın farkındayım tabiki.Ama bu mümkün değil. Bu İhtiyaç Odası.Hem ayrı kapılardan girdik hem ayrı şeyler istedik-

-Aslında aynı şeyi istedik?

-Anlamadım, nasıl yani?

-İkimizde yalnız olmak istedik Granger.

-Evet, ama.. Adı üstünde "yalnız". Neden böyle bir şey oldu ki.Bugüne kadar hiç böyle bir şey duymamıştım.İçerisi doluyken zaten başka biri giremez.Bu yüzden ikimizin de aynı saniyede hatta aynı salisede dilemesi gerekiyor.Bu..bu imkansız...

-Durumu özetlediğin için teşekkürler ama gördüğün üzere bunun bize bir yardımı olmuyor.

-Ne yapacağımı bilmiyorum.Böyle bir şey ilk defa oluyor.

-Vay vay,birileri bilmediği bir şeyler olduğunu itiraf etti galiba.

-Sırası değil Malfoy.Çok biliyorsan kendin bul bir yolunu.

-Bilmiyorum.

-Ne?

-Ne,ne?Bilmiyorum dedim işte.Senin de dediğin gibi ilk kez oluyor,nerden bilebilirim? Neden bu kadar şaşırdın ki?

-Hiç,sadece bu kadar açık söylemeni beklemiyordum.Şimdi ne yapacağız?

-Mecburen bekleyeceğiz.Elbet biri yokluğumuzu fark edecek.

      3 saat sonra...

-Hala niye bulamadılar anlamıyorum.

-Demek ki sevgililerin Potter ve Weasley seni o kadar da umursamıyorlarmış.

-Onlar benim sevgilim değil Malfoy. Bana söylüyorsun ama senin sevgilin Pansy'ciğin de yok ortada.

-Pansy mi?! Saçmalama Granger. O sadece benim arkadaşım.Hem bunu sana niye söylüyorsam istediğin gibi bil umurumda değil.

     Hermione gülümsemesine engel olamadı.Neden gülümsediğini kendi de bilmiyordu.Uzun bir sessizlik sonrası etrafı inceleyen gözleri birbirine kenetlendi.Bu garip duyguyu ikisi de anlamlandıramıyordu.Sanki gözle görülmeyen bir çekim vardı aralarında. Birkaç saniye sonra Draco bir adım atma cesaretini buldu. Bir adım daha..Hermione yerinden kıpırdayamayacak kadar etkisine girmişti çekimin. Draco Hermione'nin yüzüne düşen bir tutam saçı eliyle düzeltti. Hermione anlayamadığı bu duygunun utancıyla başını öne eğdi ve eline baktı.Daha ne olduğunu anlamadan elleri otomatik olarak birleşmişti. Gülümseyen Hermione başını kaldırdı ve aynı ifadenin Draco da olduğunu gördü. Adlandırılamayan bir heyecan, gülümseyen dudaklar ve şaşkın ama aynı zamanda istekli gözler...Harry ve diğerleri saatlerdir açmaya uğraştıkları kapıdan nihayet içeri girebilmişken gizem çözülmüştü. Odanın sırrı yalnız iki ruh eşini birleştirmekmiş...

       * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

        Keşke ceketim yanımda olsaydı.Gecenin hafif soğuğu yavaşça nüfus ediyor hücrelerime. Islak çim kokusunu duyuyorum.Ağaçlar rüzgarın çaldığı hafif ıslıkla sallanıyor.Göl kenarında koca ağacın altında duruyorum. Ne çok anım var burada. Suya bakıyorum. Gözyaşlarım diğer su damlalarında saklanıyor. İlişkimiz aslında en başından imkansızdı. O kadar yaşadığımız şeyden sonra bana bunu yaşatmasına inanamıyordum. Gözyaşlarım usulca akarken beni ilk kez öptüğü yerde sessizce geceyi izledim bir süre.

  * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Birkaç hafta önce, Ön bahçe Göl kenarı

-Malfoy beni hemen yere indir!

-Malfoy mu? Hâlâ alışamadın adımı söylemeye Hermione.

-Biliyorum,üzgünüm,alışkanlık. Beni hemen yere indir Draco!

-Tamam,tamam indiriyorum. Uçmaktan hoşlanırsın sanmıştım.

-Süpürgeyle havalanmayı sevmediğimi biliyorsun! Hatta bütün okul biliyor! Bilerek beni sinirlendiriyorsun dimi?

-Evet.Sinirlenince daha güzel oluyorsun.

Hermione "Yalancı" derken Draco'nun koluna şakacıktan vurur.

-Ah! Bu acıttı. Gel buraya.

-Ne? Hayır, Draco hayır. Beni yakalayamazsııınnn..

 Hermione ve Draco bahçede koşuştururken Draco Hermione'yi göl kenarındaki koca ağacın altında yakalar ve ikisi beraber çimlere düşerler.

-Yakalayabileceğimi biliyordum.

-Ben izin verdim yakalamana.

-Öyle mi küçük hanım, bir daha deneyelim istersen.

-Yok,yok. Yoruldum, oturalım biraz.

Bir süre oturup günlük şeylerden konuşurlar. Üstlerinde oluşan ökse otunu gördüklerinde Hermione kızarırken Draco sırıtıyordu.

-Yılbaşından nefret ediyorum.

-Ne o Granger, seni öpmemi istemiyor musun yoksa?

-Yok ondan değil ama-

Draco'nun yakınlaşmasıyla Hermione susar. Sanki sadece Hermione değil etraftaki her şey susmuş, hayat durmuştur. O an orada sadece ikisi vardır. Draco daha fazla yaklaşır ve dudaklar buluşur.

  * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Amaçsızca dolaşıyorum. Kalbim paramparça. Bir hata mıydı en başından diye düşünmeden edemiyorum.Bilmiyorum kaç dakikadır buradayım, kendi karanlığımda. Ufacık bir ışık parçası, bir umut arıyorum. Ve o anda güneş doğuyor tüm sıcaklığıyla.

  * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Dün gece

Hermione usulca fısıldar gecenin karanlığında.

-Draco , içeride misin?

Hafif aralık kapının arkasından gelen bir kıkırdama dikkatini çeker. Gece yarısında Draco'nun odasından bir kız sesi gelmesine bir anlam veremez.Aklının bir köşesinden gelen kötü düşünceleri susturarak ittirir kapıyı.Draco ve Slytherin'den adını bilmediği bir kız Draco'nun yatağında yatıyordur. Hermione'nin geldiğini fark etmeyen ikili öpüşmeye devam ederken bir iç çekme sesi duyulur. Hermione gözlerine inanamaz. "Bu..bu benim sevgilim, benim Draco'm olamaz!Bana bunu yapmış olamaz!" diye düşünürken Draco ile göz göze gelir. Draco hemen kalkar ve Hermione'ye doğru gelir.Hermione engelleyemediği gözyaşlarını usulca dökerken Draco'nun ne dediğini duymuyordur bile. Gözlerini sanki gerçek değilmişcesine o kıza dikmiştir.

-Hermione,bana bak lütfenn! Herm! Çok üzgünüm. Ben..ben neden böyle bir şey yaptığımı bilmiyorum. Ben kendimde değilim. Evet,evet kendimde değilim. biliyorsun bugün galibiyetimizi kutladık. Çok içmiş olmalıyım.Sanki bir rüyadaydım ve yeni uyanıyorum.Hermione bana inanmalısın. Özür dilerim. Seni seviyorum. Lütfen bir şey söyle! Herm!

Hermione girdiği transtan yeni uyanmış gördüklerinin kötü bir rüya olmadığını gerçek olduğunu nihayet anlamışken Draco'ya ne bir kelime eder ne de ona bakar. İhanetin yarattığı acı ve hayal kırıklığı ile arkasını dönüp odayı terk eder. Arkasından gelen Draco'nun çaresiz çırpınışlarını umursamaz. Nereye gittiğini bilmeden karanlığa doğru yürür.

  * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Uçurumun kenarında duruyorum. Manzarayı daha önce fark etmemişim. Daha fazla yaklaşmak istiyorum karşıdaki ufuk çizgisine. Sihirle yarattığım taşların üzerine basa basa süzülüyorum havada. Arkamdan gelen sesler duyuyorum. Birileri "Hermione" diye bağırıyor sanki. Gücümün tükenmeye başladığını ve altımdaki taşın yok olmak üzere olduğunu hissediyorum. Üzerimden büyük bir yük kalkıyor . Hafifliyorum. Kötü düşüncelerim dağılıyor etrafa. Mutlu anları düşünüyorum.Mutlu beni... Bu ben değilim diyorum kendi kendime. Ben güçlüyüm. Kalbimin kırık parçalarını toplarcasına derin bir nefes alıyorum ve gözlerimi açtığımda kendimi tekrar karaya ayak basmış olarak buluyorum. Gözlerimiz kilitleniyor birbirine. Bu acı geçecek mi, affedebilecek miyim inan bilmiyorum...

03/09/2013

 

 

 

End Notes:

Öncelikle açıklık getirmek istediğim bir yer var. draco neden aldattı diyebilirsiniz ama üzgünüm bir neden yok. Zaten gerçek hayatta da bir nedeni olmaz böyle durumların sadece olur işte, iki tarafta ne zaman bu hale geldiklerini fark etmeden..

Çok kasvetli oldu sanki. Tamam, tamam melankoliye bağlamayalım hemen :) O güzel elleriniz dert görmesin, nasıl güzel güzel okuduysanız duygu ve düşüncelerinizi de ifade etmenizi rica ediyorum.

Bir hikaye ancak okuyanın kalbinde bir yer edinmiş bir iz bırabilmişse vardır. Peki bu hikaye size nasıl bir duygu yaşattı merakla yorumlarınızı bekliyorum. Çok bekletmeyin ;)