Actions

Work Header

Rating:
Archive Warning:
Category:
Fandom:
Relationship:
Characters:
Additional Tags:
Language:
Türkçe
Stats:
Published:
2026-05-16
Updated:
2026-06-02
Words:
4,930
Chapters:
3/?
Comments:
6
Kudos:
70
Bookmarks:
3
Hits:
1,367

Muskari

Summary:

Birbiriyle bağlantılı ancak tam devamlılık içermeyen isfad oneshotlarımı topladığım bir seri olacak.
Canona uygun yazmakla birlikte canon dışı karakterler içerir.
Çoğunluğu dizide görmediğimiz geçmiş isfadı nasıldır düşüncesinden yola çıkarak ortaya konmuştur.

Notes:

Ben gece gündüz daydreaming eylerken benimle olan Benny ve Leighton için♡

(See the end of the work for more notes.)

Chapter 1: 1.bölüm

Chapter Text

Oflayarak saatine bakan Fadime yemciyle olan toplantısına gecikmesine sebep olduğu için Eyüphan'a çok sinirliydi. Sabah sabah yolunu kesmiş beraber gidelim, gitmişken de birer çay iceriz diye tutturmuştu. Fadime de hayırdan anlamadığını fark edince Gezep abisine seslenmiş, "Abi şu Eyüphan'ı al tepemden." Diyip Gezep gelince yanlarından kaçmıştı.
Şimdi de Sürmene'ye gelmiş ancak yemci Yaşar'la toplantısına geç kalmıştı işte. Köşede gördüğü küçük işletmenin önünde park yerinin olmadığını görünce biraz da ona sinirlendi. "Başlayacağım bu işe ya sabahtan beri hiçbir iş mi rast gitmez of!" Diye söylenerek arabayı ileriye doğru sürmeye devam etti.

Bu caddede boş yer görünmediğinden bir sonraki sokağa girdi. Girdiği sokakta yan yana iki küçük pub ve birkaç araba dışında hiçbir şey yoktu. Daha önce malum Furtuna'nın buralarda takıldığını duymuş ancak istemsizce direksiyonu bu sokağa kırmasının onunla hiçbir ilgisi olmadığını da kendi kendine mırıldanmıştı.
Arabalara göz atıp gördüğü tanıdık plakayla birkaç saniye duraksasa da puba kesinlikle bir bakış atmadan, boş bulduğu yere arabasını gelişigüzel bırakıp inmiş ve hızlı adımlarla yemciye doğru ilerlemişti. Bu sabah Furtuna'nın kucağında hangi kız var görmek istemiyordu.

Yaşar Yem yazılı nispeten küçük dükkanın önüne gelene kadar hiç durmadı. Normalde abisinin anlaştığı yemciler büyük çaplı ismini duyurmuş işletmelerdir. Yaklaşık 10 bin hayvanın yem ihtiyacını karşılayabilecek, mağdur olmayacakları firmalarla uzun yıllardır anlaşmalıdır ancak Trabzon'un yerel esnafına kıymet verdiğinden her yıl böyle küçük işletmelerle de anlaşma yapar, besi için değil şahsi ağılındaki hayvanların yemleri için yemci Yaşar gibi memleketinin esnafıyla anlaşırdı.
Fadime de bugün hem kendi ağılındaki yeni doğmuş kuzular için hem de abisinin ağılındaki 6 aylık kuzular için yem almaya gelmişti. Fadime'nin geçen ay 5 tane kuzusu doğmuştu. Onlar için pelet yemlerden alacaktı. Dükkandan içeri girdi ancak ortalıkta kimse görünmüyordu.
"Yaşar usta?" Diye seslendi. İçerden bardak sesi sonra da adım sesleri gelince sakince beklemeye başladı.
Kapıda görünen Yaşar, "Fadime hoşgeldin kızım, sen gelmeyince ben de yemeğe oturmuştum gel buyur." Dedi.
Dakikliğe fazlaca önem veren Fadime "Usta kusura bakma geciktim biraz, ben seni tutmayayım yemleri alıp gideyim hemen." Dedi gecikmenin verdiği mahcubiyetle.
Yaşar onun tez canlılığına gülüp, "Olmaz öyle şey, gel kuymak yiyordum bir çayımı iç en azından." Dedi. Fadime de el mecbur kabul ederek dükkanın iç kısmına Yaşar'ın odasına yöneldi.

Yaşar usta çay içerken Fadime de bir iki lokma kuymak yemiş, kuzuların durumunu anlattıktan sonra hangi yemlerin alınması gerektiğini, ne kadar alınması gerektiğini konuşmuştular. Fiyatta ve miktarda anlaştıktan sonra Yaşar usta Fadime'ye kendi kuzuları için 50 kilogramlık 1 çuval yem, Adil'in ağılındaki artık epeyce büyümüş 3 kuzu için de 3 çuval daha yem aldıktan sonra alışveriş tamamlandı.
Ancak arabayı arka sokağa bırakan Fadime'nin bu çuvalları taşımasının imkanı yoktu. "Ustam Mesut bana bir yardım etseydi şunları taşımak için. Arabayı koyacak yer bulamadım yan sokağa bırakmak zorunda kaldım. Tek başıma taşıyamam bunları." Dedi. Yaşar sıkıntıyla çuvallara bakıp "Mesut gelmedi bu sabah bir arayayım kızım." Dedi.
O içeri oğlu Mesut'u aramaya gitmişken Fadime de sıkıntıyla keşke Eyüphan'ı reddetmeseydim en azından yemleri taşır bir işe yarardı şimdi kimlerle muhattap olacağım acaba diye düşünüyordu.
Birkaç dakikaya geri dönen Yaşar usta, "Hemen şu köşedelermiş geliyorlar yardıma merak etme kızım." Dedi. Fadime de rahatlamış, "Arabayı kapının önüne getireyim boşu boşuna bir sokak taşımasınlar." Diyerek dükkandan çıkmış arabayı almaya gitmişti.

Arabayı bıraktığı sokağa girdiğinde pubdan çıkan 2 isim olduğu yerde durmasına sebep oldu. Sürmene'de, orda burda arkasından "sarı furtuna" dedirten malum Furtuna ve Yaşar ustanın aylak oğlu Mesut.
Bu ikilinin arkadaş olduğunu elbette biliyordu Fadime. Gelirken arabayı gördüğü ve Yaşar usta şu köşedelermiş dediği için karşılaşacaklarını da tahmin etti ya yine de belki olmaz diye ummuştu.
Yaşar ustanın oğlunun İso ile takıldığını çok kez görmüştü Fadime. Yine de umursamamış yaptığı ticarete bakmıştı her zaman. Şimdi Mesut'un yanında İso'nun olması canını sıktı Fadime'nin. Yardım için o da geliyor herhalde diye düşündü.

İso pubdan çıkarken arkasından laf atan arkadaşlarına güldüğünden henüz fark etmemişti Fadime'yi. Sarışın bir kız kapıdan çıkan İso'yu durdurmuş kulağına bir şeyler mırıldanıyor, her ne söylüyorsa onu epey eğlendiriyordu. Fadime bir an için gördüğü manzarayla durup onlara görünmeden gitsem mi diye düşünse de gururuna yedirememiş, korkacak çekinecek bir şeyim mi var canım gidecekse o gitsin ben burda işimin başındayım kimsenin ağzının içinde maden aramıyorum sonuçta gibi düşüncelerle kendini vazgeçirmişti.

Duruşunu dikleştirdikten sonra bir iki adım atarak sokağa iyice girince İso ve Mesut'un da dikkatini çekmiş ve sonuçta göz göze gelmişlerdi. İso daha onu görür görmez sırıtmaya başlamıştı. Elini sarışının belinden çekip pubdan çıkmış ve sokağa adım atmıştı. Fadime onun bu cıvıklığına sinir oluyordu. Koşullar ne olursa olsun, nerede karşılaşırlarsa karşılaşsınlar İso mutlaka Fadime'yi sinir edecek bir laf eder tepesinin tasını attırırdı. Şimdi olduğu gibi.

"Ooooo bu ne şeref Fadime Koçari." Diyerek daha ilk andan laf atmıştı Fadime'ye.
İso için Fadime'yle iletişim kurmak her zaman onu kızdırmak anlamına geliyordu. Kendilerini bildi bileli böyleydi aralarındaki ilişki. Fadime kaçar, sinirlenir, ters bir laf eder; İso kovalar, güler ve daha çok sinirlendirir. Kaç ve kovala. Fadime asla kaçmayı bırakmaz, İso ise asla Fadime'yi yakalayamazdı.
Şimdi İso'nun gevşek selamına burnundan bir soluk vererek tepki vermiş olan Fadime pubın kapısında onlara bakmakta olan kıza kısa bir bakış atıp, "Sende şeref olmadığından geleyim de ben vereyim dedim." Demişti. Bu cümleye Mesut istemsizce gülmüş sonra da hızlıca ben bir dükkana bakayım diyerek yanlarından uzaklaşmıştı.

Fadime gözlerini devirerek arabasına doğru ilerlerken İso da onun her adımını bir atmaca gibi takip ediyordu. Fadime bugün gri bol bir sweatshirt altına da beyaz uçuş uçuş mini bir etek giymişti. Zaten Eyüphan da bu halini gördüğünden tepesine üşüşmüş hayırdan anlamak bilmemişti. Şimdi İso'nun bakışlarını üstünde hissedince yine sinirlendi Fadime. Herkese böyle ağzı açık bakan birinin bakışlarından heyecanlanacak hali yoktu ya. Eyüphan bile rahatsız ediyordu onu, İso mu etkileyecekti sanki?

"Hayırdır Koçari kızı, senin yolun buralara pek düşmez şaşırdım seni bu sokakta görünce." Cümlesiyle duraksadı Fadime. Şöyle bir gerisin geri döndüğünde İso'nun bakışlarının bacaklarından yüzüne çıktığı anı da yakalamış oldu. Yanaklarının karıncalandığını hissetse de yiğitliğe leke sürdürmemek için dik duruşunu korudu.
"Ne işim var benim sizin gibi zibidilerin takıldığı yerlerde. Araba park edecek yer yoktu mecbur koydum buraya. Ha buraya olduğunu bilsem sokağından geçmezdim ya işte kör talih." Dedi.
İso onu dinlerken yine istemsizce gülmüş ve onu süzerek, "Ne bileyim seni böyle görünce bir an için acaba Fadime Koçari'nin kafasına taş mı düştü de sosyalleşmeye geldi dedim." Demişti.

Fadime'yi annesi kulağına düşmanlık masalları fısıldadığından beri bilirdi. Hırçınlığını, tersliğini, Koçari'nin göz bebeği olarak prensesliğini bilirdi. Hep uzaktan şahit olur kendisine saçmalama dese de ilgisini çekerdi Koçari kızı. Şimdi onu burada, bu ara sokakta bütün alımlılığıyla görünce her zamanki gibi ona sataşma isteğini içinde tutamıyor, biraz sinirlendirsem nolur ki diye düşünüyordu. En çok sinirliyken güzeldi Fadime, zaten İso da onu her zaman sinirli görmüştü.

"Pek de güzel olmuşsun Koçari kızı, ha buralarda çok dolanma kapıverirler kalbini." Diyerek ona doğru bir iki adım attı sırıtarak. Kendini göstermek istercesine önce ceketinin yakalarını sonra da saçlarını düzeltti elleriyle. Yanında kimse yoktu Fadime'nin. Güzel bacaklarını gösteren beyaz eteğiyle İso'nun da içinde bulunduğu "piyasacı" ortamının tam kalbinde olması ona yaklaşma, yanından yöresinden ayrılmama hissi veriyordu.

Bunları düşünürken yanındaki eksiklik dank etti İso'ya. Nereye gitse peşinde dolanan sözde kuzeni olan lavuk, Eyüphan. Hatırladığı kişiyle yüzündeki sırıtma bir anda gitti ve ters bakışları geldi yerine "Hayret sen yanında o salak olmadan çıkmışsın korunaklı sarayından." Dedi sona doğru sinire bulanmış alaycı bir ses tonuyla.
Fadime bu lafları duyunca kaşlarını çattı. "Ne geveliyorsun ağzında yine, yanımdaki salak kimmiş benim?" Diye tersledi İso'yu.
İso da kaşlarını çatarak "Eyüphan salağını diyorum Fadime, ondan başka salak mı var yanında gezdirdiğin?" Diyerek Fadime'ye doğru hırslı birkaç adım daha attı.

Bu Eyüphan durumu uzun zamandır canını sıkıyordu. Sonuçta Fadime onun bin yıllık düşmanıydı, etrafında beyni yerine başka bir yerini kullanan bir parazit görünce sinirleniyor düşmanının yanında başka bir düşman görmekten haz etmiyordu. Şimdi üçüncü bir parazitin olma ihtimali iyiden iyiye tepesini attırmıştı. Fadime'ye dik dik bakıyor cevap talep ediyordu.

Fadime ise İso'nun bu yersiz çıkışıyla bocalamış bir an için ne diyeceğini şaşırmıştı. "Sana ne ula yanımda kimi gezdirdiğimden? İster Eyüphan'ı gezdiririm ister bir başkasını. Bu ara çok gözüme batıyorsun, işine bak Furtunacuk." Diyerek önce İso'yu sonra da hâlâ kapıda dikilip onlara bakan sarışını süzmüş, hırsla arabasının kilidini açmış ve İso'ya bir kelime daha ettirmeden kapıyı hışımla kapatmıştı. İso Fadime'nin reddetmeyişiyle iyice uyuz olmuş ters bakışlarını arabanın camından Fadime'ye dikmişti.

Hızlı hareketlerle park yerinden çıkan Fadime yolun ortasında kendisine dik dik bakmakta olan İso'nun üstüne doğru sürdü arabasını. Hangi hakla böyle sorular sorduğunu düşünüyor, düşündükçe de az önce kalktığı mekanın kapısında İso'yla kendisine huysuz bir ifadeyle bakan sarışın kızı görüp iyice deliriyordu. Fadime'nin öfkelenince gözünün hiçbir şey görmediğini İso dahil onu tanıyan herkes bilirdi. Şimdi üstüne arabayı süren Fadime'nin bakışlarındaki öfkeyi fark edince, kendini yolun kenarına zor attı İso. Fadime bir an bile durmadan yola devam etti ve için için yanan öfkesi ile yemleri de unutup Koçari'ye doğru yola çıktı.

Onun arkasından bakan İso içli bir nefes verip, "Bu kız bir gün seni ya cayır cayır yakacak ya ölmekten beter edecek he İso Furtuna." Diye ağzının içinde mırıldandı. Ve kendisine seslenip duran Pınar'a "Geldim güzelim geldim." Dedi gözü Fadime'nin gittiği yolda, adımları puba doğru ilerlerken.