Work Text:
Bongomya'da Macar işgali bitmiş, herkes rahat bir nefes alma şansını bulmuştu. Herkes yeterince mutluydu- hemen hemen herkes. Sion ve Kalesh, Kalesh'in asılmadığına, Hasharia abilerini kurtarabildiğine, diğerleri ise yine rahatladıkları için mutlulardı. Akşam yemeğini beraber yemişlerdi- ki bu, tüm yemek boyunca herkesin Kalesh'in tribine kurban gittiği anlamına geliyordu. Sion sürekli kendini affettirmeye çalışsa da, Kalesh'in tribi işte. Geçmiyordu kolay kolay. Thenio ise Prens'in bebeği ikinci kez söz konusu olduğunda masadan ayrılmıştı.
Thenio kızgın olduğu için kalede kalmıyordu, demircide kalıyordu. Prens'in odası yanmış olan sayılı odalardan biriydi. Kendisi bebeği, Sion ve dolaylı olarak Kalesh'in odasına postalamış, kendisine en büyük misafir odasını seçmişti. Yanan ikinci yer ise.. Komutan odalarıydı. Larg ve Orion'un küçük ama ayrı, yan yana olan odaları vardı. Kalesh, fark edilmeyeceğini düşünüp ilk Prens'in, sonra da Orion'un odasını ateşe vermişti. Larg'ın odası değildi çünkü.. Yalan yok..Kalesh, ikili arasında Larg'a daha çok saygı duyuyordu. Orion Prens'in yaptıpı gibi mızlanmadı. Larg ona odasını teklif etmişti ve bu Orion için yeterince iyi bir seçenekti. Yabancı bir teklif değildi, ikili birbirlerinin odalarında sayısız kere kalmıştı. Nedeni uykusuzluk, hastalık, yaralar ve ya ne olursa. İsveç'te de beraber, aynı odada kalmışlardı. Tabii, orda iki yatak vardı, ama neyse. O kadar büyük bir sorun değildi, iki komutan buna yabancı değildi, komutanlık en zor şartlarda bile uyumayı göze almayı gerektiriyordu. Eh, yani, Orion, Larg ile kalıyordu. Biraz fazla sıkışık olması dışında sorun yoktu. Orion'un bedeninin yarısınan fazlasının, Larg'ın ona göre daha büyük bedeninin -Larg ondan pek uzun olmasa da daha yapılıydı- üstünde olmasına gerek kaldığı gerçeğini diğerleri bilmek zorunda değildi. Yorgunluğun ve Larg'ın genel olarak normalden daha yüksek olan vücut ısısı, özellikle Orion'un uzun zamandır ilk kez rahat uyumasına yardımcı olmuştu.. Ki Köle onları büyük bir panikle uyandırana kadar. Neyseki Larg'ın kolu, Köle gelmeden kısa bir süre önce Orion'un belinden düşmüştü. Düşmemiş olsa da Köle'nin fazla sorgulayacak kadar umursamayacağı gerçeği de vardı. İkili hızlıca uyandı ve giyindiler. Orion'un gözü sürekli Larg'ın kolundaki yaraya takılıp duruyordu. Gece hakkında konuşmadılar- konuşacak birşey yoktu. Yeniden belirtmek gerekiyorsa: bu, onlar için o kadar da yabancı bir olay değildi.
Toplantı odasına geldiklerinde, Prens ve Hashaira tartışıyorlardı. Kraliçe Sion, haritanın başında, yüzünü ellerinin içine almıştı. Thenio onun yanında oturuyor, ama ses çıkarmıyordu.
"Böldüğüm için kusuruma bakmayın majesteleri," Larg, Prens ve Hasharia'nın tartışmasının arasına girerek böldü. Orion onun arkasında duruyordu, sesini duyduğunda ise bir adımla yanına geçti. "Ama ne oluyor? Olay ne? Kalesh nerde?"
"Olay o ya zaten, gerizekalı!" Prens sesini yükselterek azarladı. "Kalesh nerde! Olay o! Kaçmış haysiyetsiz piç." Kalesh'in kaçtığını duyunca Orion ve Larg kafalarını aynı anda hafifçe sola eğdiler. Prens gözlerini devirdi.
"Abi! Düzgün konuşmayı mı denesen acaba? O adam benim babam."
"O odom bonom bobom." Prens alaycı bir şekilde taklit etti. "Ay! Çok sinirsin, Hasharia. Sıçarım babana!" Sion, ellerini yüzünden çekip Prens'e baktı.
"Prens. Haddini aşma." Sert bir şekilde tersledi.
"Ya Sion karışma. Senin Macar komutanıyla fingirdeşmen yüzünden kaçtı zaten, biliyoruz hepimiz-"
"PRENS!"
"Ay, neyse ne be! Larg, Orion!" kafasını çevirdi ve duran komutanlarına baktı. "Gidin bulun kuduruk köpeği. Ben uğraşamam, bebem var benim!"
"Emredersiniz, majesteleri." Orion başını eğdi ve ayak topuğunda dönüp Larg ile beraber odadan çıktılar. Mutfağa doğru yürümeye, beraber Kalesh'in nerede olabilceğini tartışmaya başlamışlardı. Mutfağa varınca birbirlerine baktılar. Orion söylemek istemiyordu, Larg onun bakışlarından bunu anlayacak kadar iyi tanıyordu Orion'u. Hafifçe gülerek başını salladı ve mutfağa adımını attı.
"Günaydın, kolay gelsin." Larg girdiği anda ilk önce selamladı. "İki-" Kalesh'i bulacaklarını hatırlayıp iç çekti. "Üç kişi için üç günlük bir erzak hazırlar mısınız?" sakince rica etti. Rica etmesine gerek bile yoktu aslında. Hem komutan statüsü hem de ona duyulan saygıdan dolayı ne derse hazırlarlardı, ama hem kendisi rica etmenin insanlık olduğunu düşünüyor, hem de rica etmemesi durumunda Orion ona kızıp azatlıyordu.
"Gerekiyorsa yardım edebiliriz!" Orion kapının eşiğinden konuştu. Elleri kapının çerçevesini tutuyordu. "Gerek yok, biz hallederiz" laflarını duyunca teşekkür edip geri çekildi. Sırtını duvara yasladı. Larg da teşekkür edip mutfaktan çıktı ve Orion'un yanına durdu. "Ee? Nerede olabilir Kalesh?" Orion yeniden sordu. Larg omuz silkti.
"Bilmiyorum ki. Ama büyük ihtimalle ormandadır. Tek gecede hiçbir krallığa ulaşamaz. At arabası olmadan zaten başka ülkeye gidemez." Larg açıkladı. Kalesh, at arabasını alsaydı bundan haberleri olurdu. Bir süre daha sohbetten sonra bir kadın elinde erzak çantasıyla mutfaktan çıktı.
"Beyler, erzaklarınız hazır." Larg fark edince hemen ayağa kalktı ve Orion'un da kalkmasına yardım etti. Her zaman böyleydi. Larg için, her zaman Orion herhangi bir işten önce geliyordu ve Orion için her zaman Larg en önce geliyordu. Bu bilinen birşeydi. Orion denince Larg onunla beraber, Larg denince Orion onunla beraber gelirdi. Onlara ayrı görev de verilmezdi. Orion duruşunu düzelttikten sonra Larg kadının elinden çantayı aldı. Orion çantayı almak için elini uzatsa da Larg çantayı ona vermedi.
"Çok sağolun. Kolay gelsin yeniden." Orion teşekür ettikten sonra yürümeye başladı. Larg, Kadına başını salladıktan sonra hafifçe gülümsedi ve Orion'u takip etmeye başladı.
Atların ve silahların olduğu yere geldiklerinde, Larg elindeki çantayı Orion'un atına; kılıçları, okları ve yayı kendi atına yükledi. Bu, onların bunu her zaman yapış şekliydi. Larg'ın savaş reflexleri, barışı seçen Orion'un aksine daha güçlü olduğu için silahlar Larg'ın daha kolay erişebileceği yerde duruyordu. Hasharia da yanlarındaydı. Onların eşya yüklemesine, silahları kontrol etmelerine yardım ediyordu.
"Keşke ben de sizinle gelebilsem, Larg.. Ama benim bu salak abimim çocuğu da oldu ya! Biryerde unutur diye çok korkuyorum. Yeğenim sonuçta." Hasharia şikayetleniyor, Larg ve Orion da bazen denilenlere gülüyorlardı. Hasharia, abilerinden sonra en çok Larg ve Orion'la büyümüştü. Orion orduya Larg'dan 2 sene sonra katıldığı için çoğunlukla Larg ile, ama olsun. Larg'ı Hasharia'nın savaş eğitimi alma isteklerine ikna eden de, şu an her ne kadar barışı savunsa da Orion'du. Prens ve Thenio harici abileri olarak görüyordu Hasharia onları. Sonunda ikili atlara bindiğinde Hasharia duvara yaslandı. "Dikkatli gidin gelin, olur mu?"
"Her zaman, majesteleri." Orion güven verici bir şekilde gülümsedi. Larg da başını sallayarak onayladı. "Haydi gidelim, Larg." Orion seslendi ve atı ile ilerlemeye başladı. Hasharia, Larg'ın kendi kendine gülmesini, başını hafifçe sağa sola sallamasını ve Orion'u takip etmesini izledi. Kendisi de gülümsedi. Larg sürekli bunu yapıyordu. Her ne zaman Orion kontrolü alsa ve önden gitse, Larg sessizce kendi kendine güler, başını yandan yana sallar ama her halükarda onu takip ederdi. Onlar birbirlerinin insanlarıydı.
"HASHARİA!!" Prens'in sesi gelince Hasharia iç çekti. Yine ne olmuştu be?
"GELİYORUM ABİ, NE VAR YİNE?" diye bağırarak içeri girdi.
Larg ve Orion, hem sohbet ederek, hem de etrafa bakarak ormanda ilerliyorlardı. Arada Kalesh'i bulmak için bağırıyorlar, adamı arıyorlardı. Kalesh olmadan dönemezlerdi. Dönmeleri durumunda Kraliçe Sion ve Prenses Hasharia onları yerlerdi.
"KAAAALEEESSHH!! Nerdesin be adam be?!" Orion bağırdı. Bu adamın tripleri ona çok sinir bozucu geliyordu. Olayı tam olarak bilmese de, hemen kurtuluştan sonra kaçmak ne be? Niye bu kadar çok "be" diyordu?? Göklere yemin ki aklını kaybedecekti. "Şerefsiz acaba hangi deliğe girdi?" Kendi kendine homurdandı. Larg da bir yandan bağırıyordu. Larg'ın sesi çok gür çıkıyordu. Larg'ın her bağırışında Orion, nefesinin kesildiğini hissediyordu. Birkaç kere daha bağırışından sonra Larg'ın atını durdurmasıyla gözlerini yapılı komutandan ayırdı ve Larg'ın işaret ettiği yere baktı.
Larg, üzerinde "O" harfinin kazılı olduğu ağacı gösteriyordu. "Bak. O kutsal ağaç." Diye kötü niyetsiz bir şekilde dalga geçti. Ağaç tabii ki kutsal değildi ama.. Larg için öyleydi. Her geldiklerinde bu ağaca işaret ederdi. Orion hafifçe güldü. Kral Thun'un onu altında bulduğu ağaçtı bu. Larg, Orion gülerken gülümseyip onu izliyordu ki anlık duyduğu haşırtıyla duraksadı. Haşırtının durmasıyla eli hızlıca kılına gitti ve kılıcını kafasının üstüne kaldırd... Kaldırmasıyla beraber koluna bir okun saplanması bir oldu. Tek harakette atın üstünden atlarken küfür etmiş ve okun geldiği yöne doğru koşmuştu. Orion donup kaldı. Sonra da hızlıca atından inip, kılıcını kaparak Larg'ın peşinden koşmaya başladı. Oku atan herif kaçıyordu. Bu Kalesh değildi. Kalesh bir süre ormanda kaldıktan sonra bu şekilde koşamazdı. Adam göz açısından çıktığında Larg ve Orion arasında 3-4 metre vardı. Orion durdu ve Larg'ın sırtına baktı. Larg nefes nefeseydi, ve geriye doğru düşmesi pek zaman almadı. Komutan düştüğünde Orion irkilerek hafifçe zıpladı. Sonra da ne olduğunu beyni işledi ve kafasından aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissetti. Kılıcı elinden düşürdü ve Larg'ın yanına koştu. Geldiğinde dengesini yitirip Larg'ın bedeni yanında dizlerinin üstüne düştü.
"Larg! Larg- L-Lütfen! Komutan Larg, cevap verin!" Orion'un elleri, ona cevap vermeyen ve yerde baygın yatan komutanın kolunu kavrıyordu. Komutanın kolundaki ok, çok derin olmayarak da olsa adamın koluna girmiş, Larg'ın kanını akıtıyordu. Orion başının döndüğünü hissediyordu, ama direndi. "Larg- Larg.. Lütfen. Bir cevap ver, Larg yalvarırım.." Orion sızlandı. Bir elini Larg'ın göğüsüne koydu, diğer eliyle ise titrek bir şekilde yaraya dokundu. Larg bununla ölmezdi. Ölemezdi. O-.. O yarayla ölmediyse bununla da ölmezdi. Orion'un gözleri dolmaya başladı. Yine olamazdı. Eli yaradan aşağı doğru kayarak Larg'ın elini buldu ve sıkıca tuttu. Yüzükleri birbirlerine çarptı.
Orion'u her zaman kan tutardı.
Ama önceden böyle değildi.
Orion'un orduya katılmasından 3 yıl geçmiş, Larg'ın yanında Komutanlığa terfi edilmesi üzerine bir yıl olcaktı. Orion ve Larg bundan önce tanışıyorlardı. Çok önceden tanışıyorlardı. Larg, Orion'un ilk arkadaşıydı. Bir yaşında Kral Thun tarafından o ağacın altında bulunduktan sonra ona bakılması için Larg'ın annesinin yakın bir arkadaşına verilmişti. Larg o zamanlar 3 yaşındaydı. Larg 9 yaşına gelene kadar Larg ve Orion beraber büyümüş, Larg 9 yaşındayken ordu eğitimlerine alındığı için ayrılmışlardı. Potansiyeli olduğu için sarayda kalıyor, komutanlar ve Kral Thun'un kendisi tarafından eğitim görüyordu. Orion ise kendisi orduya girmeyi çok istemesine rağmen Larg'a göre daha küçük olan kalıbı yüzünden eğitimlere alınmamış, mektebe gidiyordu. 11 yıl geçince, Larg ve yanında eğitim görenlerin orduya kabul edilme kutlamasında tekrar karşılaşmışlardı. Pek hatırlamasalar da birbirlerinş tanımışlardı.
"Laaarrgg.. Lütfen! Beni eğit diyorum, çok mu şey istiyorum? Haydi!! Bak gerçekten elimden geleni ardına koyacağım. Kral Thun'a bile yalvarırım izin versin diye. Lütfen!!" 18 yaşındaki Orion, Larg'ın kolunu tutarak sızlanıyordu.
Larg'ın bunu kabul etmesi için en az bir hafta uğraşmıştı Orion. En son Kral Thun da kabul edince, Larg onu eğitmeye başlamıştı. Ordu eğitimlerine girmesi için ya çocukluktan alınmış olması ya da önceden bir deneyimi olması gerekiyordu çünkü. 2 yıl boyunca Larg eğitti Orion'u, ve ordu eğitimlerine kabul edilmesini sağladı. Eğitimlere kabul edildiği gün Orion'un ona sarılışını unutamıyordu. Orion mektubu aldığında Larg onun yanındaydı. Mektubu açtığında adamın yerinde zıplayıp aniden onun üstüne atlamasını asla unutmayacaktı ikisi de.
Orion antremandaydı. İlerde komutan olarak gireceği savaşlar için çok heyecanlıydı ve hazırlıklı olmak istiyordu. Birkaç farklı kişiyle antreman yapıyor, gittikçe daha çok heyecanlanıp hırslanıyordu. Larg, Kran Thun'un yanında, Kral'ın konuşma yapmasını bitirmesini bekliyordu. Aklı Orion'daydı. Bu sabah Hasharia'ya ikisi beraber eğitim verdikleri zaman Orion'un, Hashira'ya kaybetmesi sonucu hırslandığını biliyordu. Orion'un hırslanınca salaklaştığını da.
"Larg!" Kral Thun seslenince düşüncelerinden ayrılıp krala baktı.
"Efendim, majesteleri?" cevapladı. Kral Thun cıkcıkladı ama kafasıyla kapıyı işaret etti.
"Gidebilirsin." Larg'ın başka bir komuta ihtiyacı yoktu.
Başını eğerek veda ettikten sonra taht odasından koşarak çıktı. Uzun zamandır bu kadar süre Orion'la ayrı kalmamıştı. Kalbi çok hızlı atıyordu. Antreman için çıkılan bahçenin kapısına geldiğinde çerçeveye yaslandı. Soluklanırken gözleri Orion'u arıyordu. Orion bakış açısına girince dondu. Orion gerçek bir kılıçla antreman yapıyordu. Yüzündeki parlak gülümseme Larg'ın nefesini kesiyordu. Larg buraya nefesini toplamak için yaslanmamış mıydı? Birden Orion'un ona el sallaması ve el işaretiyle yanına çağırmasıyla akciğerlerini küçük bir kahkaha başlangıcı olabilecek keskin bir nefes terk etti. Vücudu hiç düşünmeden Orion'un dediğini yapıp adamın yanına gitmişti. "Efendim, Orion?"
"Gel, antreman yapalım Larg!" Larg'ın sahip olduğu tüm şüphe Orion'un heyecanlı sesiyle erimişti. Pozisyona geçti. Orion eline gerçek kılıç verince dondu.
"Orion, ben emin değilim- ya elimden kaçarsa?" Endişeyle reddetmeye çalıştı ama Orion ellerini, Larg'ın kılıcı tutan elinin etrafına sarıp kılıcı eline bastırdı.
"Hadi ama.. Ben sana güveniyorum.. Hem elinden kaçsa ne olacak? Savaşırken zaten hasar alacağım, en azından ilk yaram senin elinden olsun.." Orion'un bu lafları Larg'ın başını döndürüyordu. Bu laflar dışında birşey düşünemiyordu bile. Kılıçtaki tutuşu sıkılaşınca Orion gülümseyip geri adım attı ve kendi kılıcını kavradı. "Hadi, Larg." Orion kılıcını kaldırdı.
Larg, savunmadan başka birşey yapamıyor, sürekli Orion'un tuttuğu eline bakıyordu. Sadece Orion'un kılıç savuruşlarını engelliyor, kendisi saldırıya geçmiyordu. Orion'un yüzüne baktı. Kararlılık ve heyecan yüzünün her bir milimine yansıyordu. Larg'ın beyni durdu ve kılıç darbesini engelleyemedi. Ne olduğunu Orion'un gözleri genişlediğinde anladı. Acıyı yeni hissetmeye başlamıştı. Orion'un paniklediğini, birilerini çağırmaya çalışmasını izlerken kolundan ziyade göğüsü acıdı. Bir doktor bileğini tutarak onu içeri sürüklediğinde tepki bile veremedi.
Gece gözlerini açtığında yatağında olduğunu fark etti. Gözlerini sıkarak yumdu. Kolunda bir karıncalanma vardı.
...
"Tabii ya. Orion. Bekle- Orion?" Larg panikle gözlerini geri açtı. Yüzünü buruşturarak tam doğrulacaktı ki yanına baktı. Orion sandalyede oturuyor, kafası Larg'ın yastığının dibinde uyuyakalmıştı. Larg eline baktı. Orion elini tutuyordu.
Orion'un barış isteği burda başlamıştı. Savaş sevdası için en değerli kişisine zarar vermişti. Sahip olduğu en değerli şeyin canını yakmıştı. O olaydan sonra da birdaha antremanda gerçek kılıç kullanmadı. Kan görmeye de daha hassaslaşmıştı. Her o kırmızı sıvıyı görüşünde her ne kadar yanlışlıkla da olsa yaptığı şey aklına geliyordu.
Şu an ise bir ormanın ortasında kanıyordu Larg. Orion'un nefesi daralmaya başlamıştı ki Larg'ın göğüsünün oynadığını hissetti. Yaşadığı rahatlamanın haddi hesabı yoktu. Titrek bir nefes verdi ve Larg'ın elindeki tutuşunu sıkılaştırdı. Alnı Larg'ın omuzundaydı. "Göklere şükürler olsun.." diye mırıldandı.
"Orion?" arkasından gelen sesle dondu. Kafasını kaldırdı ve çevirdi. Kalesh arkasında duruyordu. Kalesh, Larg'ı gördüğünde gözleri genişledi. "Ne oldu burda be?" diye sorgulayarak Orion'un yanına çöktü. Kalesh'in bu haraketine Orion, Larg'ın elindeki kılıcı alıp Kalesh'e doğrulttu. Ağır nefes alıyordu.
"Sus- sus. Sen kaçtın diye başımıza geldi zaten." Orion patladı. Zırhının kol kısımlarını çıkarıp giysisinin kolunu yırttı ve oku oraya sabitledi. "Kolunun altın gir."
"Ne?"
"Gir dedim. Ve Göklere yeminler olsun ki kaçman durumunda gebertirim seni Kalesh." Kalesh ilk kez Orion'u bu kadar agresif görüyordu. Tartışmadı. Orion bir kolunda, Kalesh diğer kolunda bir şekilde kaldırdılar adamı. Kalesh'e ağır gelmişti, ama Orion önünü bile görmüyordu. Nasıl Larg'ı ata bindirdiler, nasıl krallığa geri döndüler bilmiyordu. Larg, az olan bilinci ile yol boyunca kollarını Orion'un beline sarmak için kullanmıştı. Krallığa ulaştıklarında Orion kapıların açılması için bağırdı. İçeri girdiklerinde ne oldu, ne bitti anlamamamıştı. Sadece Doktor'un ona oku çıkartmayarak doğruyu yaptığını söylediğini ve Larg'ın yarasını sarıp odasına gönderdiğini hatırlıyordu.
Hah, bir de Kalesh'i hırpalayarak taht odasına attığını. Hayatında asla böyle bir saygısızlık yapmamıştı, ama çok sinirliydi Kalesh'e.
Yine bir sandalyede, Larg'ın başında oturuyordu. Hasharia ziyaret etmiş, geçmiş olsunlarını ilettikten sonra da ayrılmıştı. Orion'un alnı bu sefer Larg'ın omzundaydı. Derin bir nefes aldı ve alnın altındaki kıpırdamayla dondu. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı ve hızlıca kafasını kaldırdı. Larg ona bakıyordu. Rahatlama çöktü. Larg oturmaya başladığında da panikledi. Duyguları karmakarışıktı. "Larg- kalkma!" yumuşak bir tonda azarladı. Bu halinde Larg'a kızmaya da gönlü el vermiyordu. Kıyamıyordu ki. Larg gülümseyince ise ne yapacağınk bilemeyip elini Larg'ın yanağına koydu. "Çok korkuttın beni, Larg.." sessiz bir şekilde mırıldandı. Baş parmağı adamın sakalının üstünü okşuyordu.
Larg hafifçe güldü. "Sakin ol, Orion.. Bana kolay kolay birşey olmaz, biliyorsun bunu.." yarasız kolundaki elini Orion'un yanağına koydu ve alnını onun alnına yasladı. "Gel. Sandalyede oturma tüm gece." yanındaki yeri hafifça patpatladı vr Orion'un yanına oturmasını bekledi. Orion ilk bir tereddüt etse de Larg'ın yanına oturdu. Hala elini tutuyordu. Bir süre rahat bir sessizlik içinde durdular. Larg, Orion'un başı öne düşmeye başladığında güldü. "Yat, hadi."
"Larg-"
"Yat, Orion." Larg hafifçe Orion'u yatakta yatması için ittirdi. Orion ona bakıyordu. Bir süre bakıştılar. Orion'un elleri, Larg'ın elindeydi ve adamın yüzüğüyle oynuyordu. Larg kalbinin hızlandığını hissetti. Gülümsemesi genişledi ve Orion'a döndü. Başını Orion'un göğüsüne yatırdıkdan sonra vücudunu aşağı indirdi ve gözlerini kapattı. Orion'un kalp atışı, kendisinin kalp atışlarına birebirdi. Orion'un elleri, Larg'ın saçını buldu.
"İyiki varsın.."
"..sen de iyiki varsın."
Bu iki cümle, ikisi de uykuya dalmadan önce kurulan son cümlelerdi..
