Actions

Work Header

Zehirli Bir Kalp

Summary:

Tek kafes, iki kuş. Biri kafesin içine zorlanıyor, diğeri kopacak bir halde olan ipe rağmen, sırf diğeri için kalıyor.. Yavaş yavaş onları öldüreceğini biliyorlar ama bu noktada beraber ölmek en iyi seçenek gibi geliyor.

Karakterler Prens dizisinin yapımcılarına, Alternatif evren ise tiktok ve instagramda @dr_white1234 , burds ise joestar123 adını kullanan kullanıcıya aittir!

Notes:

AU Bana ait olmadığı için karakterlerin kişiliklerine yanlışlıklar ve ya bu fanfiction'a özel sahneler yer alıyor olabilir. Deneyiminizi daha ds iyileştirmek için alternatif evreni yaratan kişinin hesabına bakmanızı ÇOK öneririm! Çizmleri falan aşırı havalı^^

(See the end of the work for more notes.)

Work Text:

Kaptan Orion, Bongomia krallığının kalesinin girişinde duruyordu. Yüzündeki soğuk, acımasız sırıtış: saçından kavradığı ve gırtlağına babasının kılıcını tuttuğu Bongomialı herifin her yardım çığlığı ve bağırışıyla daha da genişliyordu. Bu orospu çocuğuğunun neden olduğu yaradan, dolsyısıyla güzünden akan kanı umursamıyordu bile. Sadece o hain krallığın baş komutanın gözlerinin içine bakıyordu. Kafasını hafif bir şekilde elindeki adamdan uzağa doğru eğdi. Gözlerindeki korku.. "Baş komutan bu, ha? Cesur duruşuna kıyasla biraz fazla korkak sanki..~!" Orion kendi kendine düşündü. Hafifçe güldükten sonra birden kılıcını bastırdı. Adamın çığlıkları bir anda yok olurken Orion, kafasını bedeninden ayırmış ve zafer içinde kaldırmıştı. Adamın kafasını bir keseye koyduktan sonra aniden bağırışıyla hücüma geçilmişti. 

Peki, neden?

 


 

Orion daha çok küçüktü. Ama babasının kanlı bedenini hatırlayacak kadar büyüktü. Babasını katleden adamın Bongomia'ya kaçtığını hatırlayacak kadar büyüktü. 

Babasının yakınlığı olan bir aile, onu büyütmeyi kabul etmişti. Bu aile Orion'un yumuşak bir insan olarak büyümesini istemiyordu. Yumuşak olursa Bongomia'dan intikamını alamazdı. Bu yüzden kan korkusunun üstesinden gelmesi için onu sürekli ava götürüyorlar, hayvanların kesiminde yanında bulunduruyorlardı. Kendisine "Canımsın Svenson" dövmesi çok erken yapılmıştı. Onun bu ruhu taşıması gerekiyordu. 

Yıllarca en ağır işleri yapmış, sürekli "intikam" kelimesiyle büyümüştü. Başka bir amacı yoktu. Sadece intikam alması lazımdı. 

Ve şimdi ise buradaydı. 

 


 

Bongomia büyük bir krallık değildi. İttifakları da yoktu. Bu yüzden düşmesi uzun sürmemişti. Kraliyet ailesi, Orion'un önünde zincirlenmiş bir şekilde duruyorlardı. Orion tahtta oturuyordu. Çenesini, elinin üstüne yaslamış, bacağını diğer bacağı üstüne atmış bir şekilde oturuyordu. Kraliyet ailesindekilerin ona attığı ters bakışları umursamıyor, sıkılmış bir şekilde camdan dışarı bakıyordu. Ordusundakiler tek bir adamı buraya getiremeyecek kadar aciz miydi? Bu düşünceyle sinirleniyor, eli pantolonunun kumaşını şekil aldığı yumrukta kavrıyordu. "Nerde bu baş komutan?!" diye bağırdı aniden. Bongomia Prensi, başını kaldırdı.

"Kolay kolay tutamazsınız onu. Larg öyle bir savaşcıdır ki-" prensin sözü kapının açılıp, baş komutanın yarı baygın bir şekilde içeri iteklenmesiyle bölündü. Prens geriye baktı. "Gökler belanı versin, Larg. Bir övmeye gelmiyorsu-"

"Kes sesini!" Orion patladı. hah.. Demek ki baş komutanın adı Larg'dı. Bunu öğrendiği iyi olmuştu~! Tahtın kol kısımlarını kavrayıp kendini ayaklarına itti. "Bunların hepsini zindana atın." Svenson'lu korumaları, herkesi dışarı çıkarmaya başladığında Orion, Larg'a işaret etti. "O kalsın." İki koruma birbirlerine baktılar ama karşı çıkmadılar. Larg'ı bıraktılar ve diğerlerini dışarı çıkardılar. Zaten zayıf olan adam, bu sefer sertçe bırakılmanın etkisiyle yere düştü. Orion, Bongomia'nın baş komutanı Larg ile yanlız kalmıştı. Yerde diz üstü oturan adamı inceledi. Aldığı darbelerden dolayı güçsüz olduğu belliydi. Orion adamın etrafında avının etrafında dönen bir yırtıcı misali döndü. Yeniden önünde durduğunda ise boynunun aşağısında duran broşu fark etti. Kafasını yana eğip broşa dokunmak için uzattı elini. Bu haraket, adamın hemen ayılmasına neden oldu. Larg, iğrenerek sanki adamın dokunuşu onu yakacamış gibi geriye attı kendini. 

"D..dokunma bana!" Elleri, broşunu korumak için broşun üstünde kapandı. Demek ki bu bronş onun için önemliydi.. Acaba neden? Orion ekşi bir şekilde gülümsedi, duruşunu düzeltti ve yerdeki adama baktı. Aşırı acınası görünüyordu. Nefes alış verişi seyrekti ve broşu göğüsüne bastırıyordu. Küçük at kuyruğunu tutan toka gevşmiş, saçına dağımık bir görüntü veriyordu. Kollarında direnirken aldığı hasarlar ve kesikler belli oluyordu. Savaştığı açıktı. 

"Acınası.." Orion mırıldandı. Orion'un sesi, Larg'ın irkilmesi ve yüzünü ekşitmesine neden olmuş, broşünü göğüsüne daha sıkı bastırmasına neden olmuştu. Orion küçük bir kahkaha attıktan sonra ayak topuğunda dönerek geri tahta yöneldi.

"A-Acınası derken? Diyene bak!" Larg ağızını tutamayıp girişti. Orion, tam adım atacakken durdu. "En azından ben ülkemi korurken bu hale düştüm- senin gib-.." Orion arkasına dönünce Larg afalladı. Adamın yüzünde onu rahatsız eden ama aynı zamanda meraklandıran bir gülümseme vardı.

"Benim gibi ne, komutan?" Gerici bir derecede sakin bir şekilde sordu. Sinirli olsaydı Larg bununla başa çıkabilirdi. Göğüsünü gerebilirdi. Ama bununla nasıl başa çıkacağını bilmiyordu. Bir eli broşundan düştü ve pantolonunun kumaşını kavradı. Birşey demek için, en azından bir yorum yapabilmek için ağzını açtı ama hiçbir kelime çıkmadı. Orion'un gülümsemesi genişledi. "Cevap yok mu? Kırılıyorum ama, o kadar korkunç muyum, komutan?"

Orion'un "komutan" diyişi tüylerini ürpertiyordu. Dişlerini sıktı ve kafasını çevirdi.

"Biliyor musun, bu krallıktaki tek saygı duyulabilir kişi gibi görünüyorsun.." biraz fazla.. İlgili bir tonda söyledi. "Acaba gerçekten öyle misin?"

 


 

İlerki haftalarda, kalede Bongomia'lı olan tek kişi Larg'dı. Orion, onu yanından ayırmıyordu. Kraliyet ailesi de serbest bırakılmış, ama kaleye alınmamışlardı. 

Larg bundan hoşlanmıyordu. Her kaleden çıkmak istediğinde askerler tarafından tutuluyor, Orion sözlü olarak izin vermeden ve ya Orion onunla olmadan çıkmadına izin verilmiyordu ve bu durum onu delirtiyordu. Annesinin yanına giderken yanında onun insanını acıtan bir adamı götürmek zorunda kalmak onu çok sinirlendiriyordu. Ve Orion sessizdi. Fazla sessizdi. Her zaman sessizce yaklaştığından Larg sürekli bir paranoya durumunda kalıyor, etrafını sürekli kontrol ediyordu. Kendisinden kısa olan adamı kaç kere aniden yanında görüp korktuğunu sayamazdı bile. Bu tüm süre boyunca, Larg, Orion'un broşuna dokunmasına bir kere bile izin vermemişti. Orion'un buna sinirlenmesini, üstelemesini bekliyordu ama Larg'ın şansına bu olmamıştı. Orion sadece broşun olayını öğrenmek istiyor, sürekli dile getiriyordu. Larg bunu hiç söylememişti.

Günler sürekli aynı geçiyordu. Orion'un yanında duruyordu, annesinin yanına gidiyordu ve geceleri uyuyamıyordu. Çoğunlukla yatakta-buna kendi yatağı demiyordu, çünkü kendi odasından Orion'un yakınındaki bir odaya alınmıştı- yatıyor, tavana bakıyor ve sadece düşünüyordu. Ve şu an da aynısı oluyordu. Yıllardır sadık kalıp koruduğu kraliyet ailesini zorunlu olsa bile de bırakmış ve onların acı çekmesini sağlayan adamın yanında duruyordu. Bu, kendisini çok aşağılık hissetmesine neden oluyor, içini acıtıyordu. Kapının sesi gelmedi ama Larg, sızan ışıktan kapının açıldığını fark etti. Haraket etmedi. Işık kendisine doğru ilerliyordu. Yatağının başında gördüğü yüzle iç çekti. 

"Uyuyamadım. Yanında dursam?" Orion sade bir sesle sordu. Pek de soru sormuyordu, verilmiş bir karar gibi söylemişti.

"Hayır desem de duracaksın." hafifçe söylendikten sonra doğrularak yatağında yana kaydı. Orion, daha uzun olan adamın yanına yerleşti. 

"Ne zaman somurtmayı bırakacaksın? Kalede kalıyorsun, rahatın yerinde.. Daha ne istiyorsun?" 

"Anlamıyorsun, değil mi?" Larg sesini yükseltmeden çıkıştı. "Ben hayatımı bu krallığa, bu hayata adadım ve sen-" Larg derin bir nefes aldı. "Benimle derdin ne? Gerçekten bilmek istiyorum, Orion." Orion tek kaşını kaldırdı. Bu Larg'ın davranışlarını izlerken gelişen bir haraketti. "Beni salmıyorsun. Canım vatanıma dedim, intihar etmiyim diye bir hafta kapıma koruma koydun. Ne yani, derdin ne?" Orion boş boş Larg'ın suratına bakıyordu. Bu Larg'ı çıldırtıyordu. 

"Sana zaten söyledim. Bu uğursuz yerdeki potansiyeli olan sensin." Larg dişlerini gıcırdattı. Orion'un bu umursamaz tonu onu çıldırtıyordu. Gerçekten delirecekti. Tek dizini göğüsüne doğru çekti. Orion'un hem gitmesini hem de, kendine bunu itiraf etmekten nefret etse de kalmasını istiyordu. Bir süre boyunca sessiz kaldılar. Rahatsız edici bir sessizlikti. En sonunda Orion bozdu sessizliği. "Ee? Broşun özelliği ne?"

"Cidden bunu sormak için mi burdasın?"

"Sırf bunu sormaya gelmedim. Dediğim gibi, uyuyamadım." Larg gözlerini kıstı. 

... 

"Hadi ama, komutan.."

Larg iç çekti. "Annem.. Annem verdi. Anneannemden kalmış."

"Bu muydu bu kadar naz yapıp söylemediğin?"

"Acımasız bir cani değil misin? Nerden bilebilirim sırf benim için önemli olduğundan almayacağını?"

Orion tam birşey diyecekken birden kapıyı bir koruma açtı. Larg anilikten irkilerek kafasını vurmuştu. "Komutanım- daha şimdi duydum. Kalkınma planlıyorlar. Birkaç saate." Orion'un kaşları çatılırken Larg'ın gözleri hafifçe parlamıştı. Orion bir kere korumasına bakıp bir kere başını salladı. Koruma geri adım atıp dışarı çıktı.

... 

.... 

Uzun bir sessizlik oldu. Larg'ın kalbi hızlı hızlı atıyor, sonunda serbest kalabilme ihtimali içini ısıtıyordu. Belli ki Orion'un planlama zamanı olduğunu düşünmüyordu. 

Koridordan ayak sesleri gelmeye başlayınca Orion, Larg'a döndü. "Larg?"

"Evet?" Larg ilk defa Orion'a hızlı cevap vermişti. 

"Kendini umutlandırma." Larg cevap veremeden iki asker odaya dalmış ve Larg'ın kollarını tutmuşlardı. Askerlerden biri, elindeki halatı Orion'a verdi. Larg, kanının donduğunu hissetti. Orion'un halatı onun boynuna dolayacağınk düşündü. Gözlerini sıktı- ki Orion sadece Larg'ı bağladı. 

 


 

Larg, atın arkasına bağlanmıştı. Kurtulmaya çalışıyor ama başaramıyordu. Ağzı da bağlanmıştı. Orion atı sürüyordu. Eğer Bongomia'nın baş komutanı rehine olarak onunlaysa, yapacak pek birşeyleri kalmazdı. Sonuçta bir komutan yetiştirmek kolay değildi. Yetişmiş bir komutan kaybedilecek biri de değildi. Bağıramıyordu, karşılık koyamıyordu. Sadece kıvranabiliyordu- o da nafile. Orion ormana doğru atı sürerken Larg sinirden bezi ısırıyor, bir kaçış yolu arıyordu. Tabii ki de bulamamıştı. 

Bir iki saat sonunda Orion attan inmiş, çadır hazırlamıştı. Gecelik burda dinlenmeyi düşünüyordu. Kendi kendine söyleniyordu. Gittiği yeri terk etmeyi gururuna yedirememiş olsa bile Larg'ın o kalkınmada bulunmasının ne kadar tehlikeli olduğunu biliyordu. Bir ateş yakmıştı ve Larg da bağlı bir şekilde yanında yanında oturuyordu. Elinde içki şişesiyle sadece ateşe bakıyordu. Bir süredir hiçbirşey demeden içiyor, ateşi izliyordu. Sonra sessizliği bozdu. 

"O kafasını aldığım herif." Larg, Orion'a bakıp kaşını kaldırdı. Orion kendi hakkında konuşmazdı. Her zaman "sen şöylesin, böylesin" falan derdi. Asla yaptıklarının nedenini açıklamamıştı. "Şu an olan herşeyin nedeni o, biliyor musun? O şerefsiz ailemi öldürdü benim. Sonra da Svenson'u birbirine katıp kaçtı." Larg dondu. Bunu bilmiyordu. "Hayatımı, vatanımı mahvetti o herif. Ben sadece intikamımı aldım." içkiden büyük bir yudum aldı. Bir süredir içmesi, içkinin ona vurmaya başlamasına neden oldu. Orion'un bilinci yavaş yavaş gidiyordu. Gözleri kapanıyordu. Dirseğini dizine ve çenesini de avucuna yasladı. Larg sessizdi. Orion'un bilinci tamamen gidince Larg dondu. Bıçak çok yakındı. Kendini kurtarabilirdi. Bir uğraşla bıçağı alıp kendini kurtarmayı başarmıştı. Pek fazla düşünmeden ata atladı.

Ama uzaklaşamadan durdu. Orion sarhoştu. Kendini savunamaz, koruyamazdı. Adamdan iğrenmesine rağmen içi el vermiyordu bırakmaya. İç çekti ve attan indi. Uyuyan Orion'a baktı. "Gerizekalı.." hafifçe söylendikten sonra Orion'un kollarının altından kendi kollarını geçirip hafifçe kaldırarak geriye çekti. Orion'u çadırın içine taşımayı başardıktan sonra da yanına oturdu. Adamın yüzünü incelemeye başlamıştı. Yüzündeki yarayı, yüz şeklini ve sakalını incelemişti. Orion uyurken o soğuk, acımasız kişi gibi gözükmüyordu. Larg önüne döndü. Kendinden bu adamı bırakıp yardıma gitmediği için çok suçlu hissediyordu. 

"Larg.." Larg, Orion'un mırıldanmasıyla irkildi. "Svenson..güzel. Neden gelmiyorsun.." Orion geveliyor, başını yerden kaldıramıyordu. Larg, göğsünün sıkıştığını hissetti. 

"..bunu yapamayacağımı biliyorsun."

"Annen de gelir.." 

"Olay sırf annem değil, Orion.. Ben vatanımdan kopamam."

"Ama.."

"Uyu, Orion.."

Notes:

Umarım iyi olmuştur:( sonda fikir tıkanıklığı oldu. Eğer yazım o kadar iyi değilse özür dilerim, au benim olmadığı için fazla değiştimek istemedim!! İlkte notlarda olduğu gibi, AU'nun yaratıcısının hesabına destek verin!!