Work Text:
Hydro ile güçlendirilmiş oku kılıcı ile engellemeyi başarsa da işaretlenmeden duramayan Aether, karnının üstünde beliren üç yaprakları işaret yüzünden hayal kırıklığı ile iç çekti. Karşısında yeni bir oku vision'ı yardımıyla efsunlayan ve ona tekrar nişan alan Childe sırıttı.
"Bugün biraz yavaş mıyız yoldaş?"
Oklardan kendini geo ile yarattığı kayaları kullanarak koruyan Aether konsantrasyonu bozulmasın diye ona yanıt vermedi. Aralıksız konuşarak dikkatini dağıtmaya çalışmak Childe'ın çok sık yaptığı bir şeydi.
Childe bir anda arkasında belirmek için bulunduğu yerden ayrılırken buna zaten hazır olan Aether zaman kaybetmeden kılıcını ona doğru savurdu. Childe yayını düzgünce kullanabilmek için sürekli hareket edip aralarındaki mesafeyi açarken Aether onu kovalayıp hem kılıç hem de element saldırılarına ara vermeden devam etti.
Son aldığı darbe ile geriye sıçrayan Childe saçındaki maskeyi alıp yüzüne yerleştirdi. Elindeki yayı gidip çift taraflı bir electro mızrak tutmaya başlarken Aether homurdandı. İkinci aşamaya geçmişlerdi ve Childe'ın delusion'ı kullanmaya başlaması içini sıkıyordu.
Childe'ın saldırıları öncekine göre daha seri hâle gelirken Aether onun tarafından işaretlenmemek için iki katı dikkat gösterdi. Childe kendisine her yaklaştığında onu anemo patlamaları ile itti.
"Hadi biraz daha eğlenelim! Bana tam gücünü göster!"
Electro patlamaları etrafını sararken onlardan kaçmak için yeterli zamanı bulamayan Aether ikinci kez işaretlendi. Childe'ın mızrağı ile yapacağı sıradaki saldırının canını yakacağını bilirken Childe onu şaşırtarak saldırmak yerine etrafında sakince yürüdü.
"Bu işaret tenine çok yakışıyormuş."
Aether ağzını açtı ama kulaklarına ulaşan hayvansı çığlık, birazdan ona çarpacak balinanın sesi onun sesini bastırdı. Kendini korumak için hiçbir önlemi olmayan Aether balina üstüne inmeden önce kendini Childe'ın üstüne attı. Bu suda tek başına boğulan olmayacaktı.
Ondan bu hareketi beklemeyen Childe Aether'ın ona çarpışı ile dengesini kaybedip sarışın ile birlikte düştüğü an üstlerine çöken balina ile nefesleri kesildi.
Baştan aşağı sırılsıklam oluşlarını umursamadan birkaç dakikayı öksürmek ve nefeslerini düzenlemek için ayırdılar. Aether ıslak kirpiklerini kırpıştırırken, "Şimdi nasıl hissettirdiğini biliyorsun," dedi ve kalkmak için hamle yaptı.
Bu sırada onun için başka planları olan Childe kalkmasına izin vermedi, aksine onu bir anda Altın Ev'in zeminine yüzünün üstüne yatacak şekilde sabitleyip yer ile kendi arasında sıkıştırdı.
Maskesini yüzünden çıkarmadan önce avcunu Aether'ın ıslak sırtına bastırdı ve mor renkli işaretin tenini kaplayışını izledi. Parmaklarının ucunda electro çatırdarken Aether inledi.
"N'apıyorsun Childe?"
"Seni işaretliyorum," dedi Childe çok normal bir sesle. "Benim olduğunu unutma diye."
Islak yanağı zemine yapışırken kaşlarını çatan Aether bedenini kaldırmaya çalıştı ama sırtına baskı uygulayan Childe bunu imkansız kıldı. Aether kalbinin heyecanla attığını hissetti.
"Hâlâ yapmamız gereken üçüncü bir kısım var, ne diyorsun yıldız?"
"Seni görmeme izin ver."
"Bilemiyorum, benim manzaram şu an bozulmayacak kadar güzel."
"Tartaglia."
Childe duyduğu isimle kıkırdadı. "Tamam kızma," dedi Aether'ı sırt üstü yatması için çevirirken.
Onunla yüz yüze kalınca Aether uzanıp maskesini çıkardı ve kırılmayacağını bildiği delusion'ı yapabildiği kadar uzağa fırlattı. Childe'ın başının iki yanına uzattığı kollarına tutunurken ciddi bir ifadeyle gözlerine baktı.
"Dövüşlerimizde delusion'ı—"
Childe dudaklarını onunkilere sıkıca bastırıp cümlesini tamamlamasını önledi. Inazuma seyahatinde yaşadıklarından sonra her kavgalarında Aether onu delusion'ı hakkında uyarmaktan geri kalmıyordu. Childe ondan bunu o kadar çok sık duymuştu ki artık tüm ana ve alternatif cümlelerini ezbere biliyordu.
Aether dudaklarına karşı sızlanarak bacaklarını kıpırdattı ama bu ona yardımcı olmak yerine onu daha zor duruma soktu. Childe bir dizini bacaklarının arasına sokarken orada hissettiği baskı boğazına bir inleme tıktı.
"Bazen," dedi Childe dudaklarını konuşabilecek kadar ayırarak. "Konuşmadığında daha da güzel oluyorsun."
"Haklı olduğumu bildiğin için konuşmamı istemiyorsun—"
"Az önce ne dedim?" Childe dizini kıpırdattı, baş parmağını sarışının dudaklarına bastırırken gözlerinin titreyişini izledi.
Bir an aklı, tüm neşesini kaybedecek o görüntüyü ortaya çıkardı. Aether'ın Kamisato Klan Lideri'nin yatağında çıplak şekilde yatışı... Vücudunu o adama teslim ederken Aether'ın ona da kendisine baktığı gibi bakıp bakmadığını merak etti.
Zaten ışıktan yoksun mavi gözlerin donuklaştığını fark eden Aether bu durumu dudaklarında duran parmağı ısırmak için kullandı. Childe'ın dikkati kendisine geri dönse de parmağını öylece bırakmadı.
Childe parmağını onun diline bastırdı ve mesajı alan Aether ağzını açtı. Beklediği öpücüğü alamadan önce boğazı kavrandı ve bir balina sesi daha duydu. Daha öncekilere kıyasla yavru bile sayılamayacak kadar küçük balina yüzünü ıslatırken Aether gözlerini kırpıştırıp alınmış bir şekilde kızıl adama baktı.
"Bu ne içindi?" dedi ciğerlerine dolan su yüzünden öksürerek.
"Eve gelmeyip beni beklettiğin için."
Nabzı Childe'ın elinde atıyordu. İçinden bir ses Childe'a kavrayışını sıkılaştırmasını ve Aether yalvarana kadar nefes almasına engel olmasını söylese de canını yakmamak için bunu gerçekleştirmedi. Bunun yerine eğildi ve canını daha az olacak ama yine de yakacak şekilde boynunu ısırdı.
"A-ajax..."
"Beni bir daha bekletmeyeceksin, değil mi?"
Aether başını salladığında biraz önce sertçe ısırdığı yere bir o kadar yumuşak öpücükler bıraktı Childe. Aether'ın yüzüne bakabilmek için başını kaldırdığında ıslandığı için bozulmuş kızıl saçları alnına yapıştı.
"Aether... Aether..." diye tekrarladı birkaç kez.
Kısık gözlerini açan Aether, Childe'ın gözlerinde uzun zamandır görmediği bir duygu ile tekrar karşılaştığında yutkundu. Childe'ın donuk gözleri çoğu insanı korkutuyor ve onu garip bulmalarına neden oluyordu. Ama aynı gözler bir kez üzüntüyle parladığında kolayca kalp kırabiliyorlardı.
"Lütfen beni terk etme," dedi Childe, Ayato'nun kendisine dediklerini hatırlamaktan nefret ederek. "Yerimi doldurma."
Sesindeki çaresizlik kalbinde bir sancıya neden olurken Aether kollarını ona sarıp Childe'ı göğsüne bastırdı.
"Seni terk etmeyeceğim," dedi kararlı bir şekilde.
Childe gözlerini kapattı, Aether'ın kalbinin atışını dinledi. Bencilce bir istek olduğunu bilse de, "Söz ver," dedi. "Asla gitmeyeceğini söyle."
Aether'ın kızıl saçları okşayan parmakları duraksadı. Kız kardeşinin yüzü aklında ampul gibi yanarken Childe'a baktı.
"... Söz veriyorum."
"Sana güveniyorum."
Aether ileride bu sözden pişman olmamayı dilerken Childe'a daha sıkı sarıldı. Tavanı seyredip, kızıl sevgilisinin sırtını okşayarak biraz zaman geçirdi. Sonunda Childe kollarının arasından çıktı ve az öncekiler hiç yaşanmamış gibi bir neşeyle gülümsedi.
"Kaybettin," dedi ayağa kalkarken. "Benim için ne yapacaksın?"
Aether yere düşürdüğü kılıcını eline çağırıp onun yardımıyla ayağa kalkarken, "Bu sayılmaz," dedi.
"Mızıkçılık mı yapacaksın? Yaşından utan yoldaş."
Son söylemiyle beraber Aether onun botunu sertçe tekmeledi. Childe etkilenmemiş gibi yapıp gülerken Aether'ın elini tutmak için uzandı.
"Uzun zamandır balık tutmaya gitmiyoruz, ne dersin?"
Bu aktivite ile arasında özel bir bağ olan Aether kızgınlığını unutup başını salladı. Balık tutmak için Altın Ev'den el ele çıkmadan önce odanın diğer ucuna fırlatılmış maskeyi almak için oraya yürüdüler.
