Actions

Work Header

Gökyüzü

Summary:

Ayato, Aether için bir takma ad bulur.

Work Text:

Childe Scaramouche'u aramakla, Ayato klanın işleriyle ve Aether Chasm'ı keşfetmekle meşguldü. Bu yüzden Dragonspine'dan sonra birbirlerini görme fırsatları olmamıştı. 

Ayrıca Aether'ın yardımını isteyebileceği birkaç kişi de en az onlar kadar meşguldü, bu yüzden Aether birazını Dainsleif ile olsa da Chasm'ın çoğunluğunu tek başına keşfetmişti. Buna rağmen işi diğer ikisinden daha kısa sürmüştü.

Childe meşguliyetinden kurtulamadığından ve tam konumu bilinemediğinden Aether işini bitirince Kamisato Mâlikanesi'ne gitti. Hemen Ayato'yu görmek yerine biraz Thoma ile oyalanıp etrafta yapabileceği bir şey var mı diye baktı. Bu sırada onun peşinde süzülen Paimon, koridorda karşılaştıkları Ayaka ile sohbete dalıp Aether'ı unutarak diğer kızla birlikte Thoma'nın pişirdiği tatlılardan yemeye gitti.

Yalnız kalan Aether koridorda dikilmeyi bırakıp önce çalışma odasına gitti ama Ayato orada değildi. Açtığı kapıyı düzgünce kapattıktan sonra yatak odasına yöneldi. Kapıya vurup onaylayan sesi duyduğunda kapıyı kenara ittirerek içeri girdi.

Karşılaştığı manzara tam da beklediği şekildeydi. Odanın ortasında, düzenli yatağın biraz ilerisinde duran masa kağıtlar ile doluydu. Masanın arkasındaki minderde oturan Ayato, uzun saplı fırçasını parmaklarının arasında ustalıkla tutuyor ve kağıdın üzerinde gezdiriyordu. 

O başını kaldırıp bakana kadar Aether kapının orada durup sessizce onu izledi. İşine son derece odaklı olan Ayato, bir şeyden hoşnut kalmamış olacak ki kaşlarını hafifçe çattı. Fırçasını, ucundaki mürekkebi hiçbir yere dağıtmamaya dikkat ederek kenarı koyduktan sonra başını kaldırdı. Lavanta renkli gözleri Aether'ın festival feneri sıcaklığındaki gözleriyle buluştuğunda ifadesi yumuşadı, kaşlarındaki çatılma düzeldi.

"Hoş geldin," dedi kollarını iki yana açıp onu kendine davet ederek.

Aether onun yanına yürüdü, zemine çöktükten sonra kendisini bekleyen kolların arasına girdiğinde, "Hoş buldum," diye karşılık verdi.

Kollarını kapatıp onu kucaklarken Ayato saçlarına uzun bir öpücük bastırdı. Aether ona sardığı kollarını sıkılaştırdığında gülümsedi.

"Rahatsız etmiyorum, değil mi?" diye sordu Aether başını kaldırıp ona bakarak. 

Ayato yanaklarını birbirine yasladı. "Hem de hiç..."

Aether onun sıcaklığının tadını çıkarırken masaya kaçamak bir bakış attı. Bitmiş tarafta duran yığının, henüz tamamlanmamış yığından daha az olduğunu fark edince iç geçirdi.

"Yine çok meşgulsün."

"Merak etme, yakında bitecek."

"Bunun için söylemiyorum. Kendine dikkat ediyor musun?"

"Peki sen kendine dikkat ediyor musun?"

Aether bedenini kaldırıp ondan biraz uzaklaştı. "Elbette ediyorum," dediğinde Ayato ona garip bir bakış attı. "Konumuz sensin."

"Kendimi kaptırdığımda Thoma ve Ayaka beni durduruyolar, endişelenme."

Aether başını salladı, buna güvenebilirdi. Ayato onun örgüsünün ucuyla oynarken daha fazla dikkatini dağıtmamak için kollarının arasından tamamen çıktı.

"Nereye?" diye sordu Ayato onu yakalamak için hazırda beklerken.

"Seni işinden alıkoymak istemiyorum, bitince geri gelirim."

"Aslında kalmanı tercih ederim."

Sonsuza kadar kalmasını tercih ederdi. Teyvat'ta, Inazuma'da, onun tam yanında...

Aether'ın kararsız bakışlarına cevaben elini uzattı. "En azından yanımda otur?" diye önerdi. 

"Sorun olmayacağına emin misin?"

"Yemin etmemi ister misin?"

Aether başını salladı, onun elini tuttuktan sonra tekrar zemine çöktü ve bacaklarını kalçasının altına doğru katlayıp masanın yanında oturmaya başladı. Ayato fırçasını almak için onun elini bırakmadan önce eldiveninden doğru, parmak boğumlarını öptü.

Fırçasını tekrar kağıdın üstünde gezdirip yazısını okunulabilir hâlde bırakırken Aether ile sohbet etmeye çalıştı. Aether genelde gezdiği yerler hakkında konuşmayı, ilk kez gördüğü şeyleri başkaları ile paylaşmayı severdi ama bu sefer gittiği yer hakkında konuşurken sesi eskisi kadar hevesli değildi.

Biraz zaman geçince Aether konuşmaktan ve de oturmaktan sıkılıp başını Ayato'nun kucağına koydu. Başta onu rahatsız etmekten çekinmişti ama Ayato'nun kendisine gösterdiği gülümseme sorun olmadığına işaret ediyordu.

Ayato işini bitirene kadar Aether yattığı yerden Ayato'nun ceketinin kollarını inceledi. Buraya nasıl o kadar çok çay sığdırabildiği hakkında düşünmeye dalmışken Ayato iki parmağının tersi ile yanağını okşadı.

"Sora'mı üzen şey nedir?" diye sordu rahatlatıcı bir tonla.

Düşüncelerinden sıyırılan Aether, "Sora mı?" diye sorarken merakla göz kırptı.

"Hoşuna gitmedi mi?"

"Ne anlama geldiğini bilmiyorum."

"Oh... Inazuma dilinde gökyüzü demek."

İçinden kelimeyi tekrar edip anlamı ile birlikte hafızasına ekledi Aether. 

"Neden bu peki?"

"Çünkü..." Ayato elini onun saçlarında gezdirip alnına düşen tutamları geriye ittirdi. "Gökyüzünü seviyorum, seni de seviyorum. Bana huzur getiriyorsun ve sana uyduğunu düşünüyorum. Güzel değil mi?"

"Güzel, bunu sevdim."

"Pekala o zaman Sora, bana aklını meşgul eden şeyi söylemek ister misin?"

Aether dudaklarını hafifçe büzüp Dainsleif'i ve tüm yaşadıklarını düşündü. Bunları tamamen açıklamaya çalışmak zamanlarını fazlasıyla alacaktı bu yüzden kısaca konunun kız kardeşi olduğunu söyledi.

"Yani sonunda onu buldun mu?" 

"Tam olarak değil," dedi Aether uzandığı yerden kalkıp boynunu kaşıyarak. "Ama onu görme fırsatım oldu."

Ayato bu habere rahatladığı için kendini kötü hissetti. Aether henüz onu bulamadıysa bu burada daha fazla zaman geçireceği anlamına geliyordu. 

"Ayaka onaylamadığın bir şeyi yapma konusunda inatçı olsaydı onu nasıl vazgeçirirdin?"

Ayato gözlerini odada gezdirirken biraz düşündü. Bu sırada karşısında oturan Aether onun ellerini tutup sabırla cevabı için bekledi.

"Ayaka iknâ edilmesi zor biri değil, en azından benim açımdan. Ama bir şey için çok inatlaştığında onu sonuçlar ile yüzleşmesi için bırakıyorum. Sanırım bu sana yardımcı olmayacak?"

Aether başını salladı. Lumine'in ne yaptığı hakkında bir fikri yoktu ve kötü sonuçlar ile karşılaşacağını bilse de kendi canı pahasına inatla aynı yolu yürüyecekti. Aether'ın tam olarak korktuğu da buydu.

"Dışarı çıkmak ister misin? İşim bitti, birlikte hava alabiliriz."

"Bana biraz daha sarılmanı isteyebilir miyim?"

Sormasına gerek bile yoktu, Ayato onu tekrar kollarına çekip sarıldı. Aether başını onun boynuna yaslayıp derin bir nefes alırken taze kiraz çiçeklerinin kokusu ciğerlerine doldu.

"Teşekkürler," diye fısıldadığında nedense Ayato onu daha sıkı tuttu.

"Sora'mı memnun etmek için her şeyi yaparım."

Series this work belongs to: